17 Ağustos 2022
  • İstanbul24°C
  • Diyarbakır24°C
  • Ankara21°C
  • İzmir23°C
  • Berlin22°C

SRİ LANKA; İKTİDAR HIRSININ TRAJİK SONUÇLARI

Bayram Bozyel

09 Temmuz 2022 Cumartesi 20:52

İktidar hırsının körleştirdiği liderler sadece kendileri için trajik sonun taşlarını döşemekle kalmaz, aynı zamanda yönettikleri toplumlar ve bölge insanları için de acı ve kanlı maliyetlere yol açarlar. İktidar hırsı ve gücü onları rasyonaliteden uzaklaştırır, çevredekilerin de katkısıyla ilahi kurtarıcı vehmine kapılır, toplumun adalet ve eşitlik taleplerini kanla bastırılması gereken düşmanca bir planın parçası olarak değerlendirirler.

Gücün şehvetine kapılarak toplumsal hayatın gerçekliklerine karşı körleşen bu tür liderlerin son örneklerinden biri de Sri Lanka Başbakanı Mahinda Rajapaksa’dır.*

Sri Lanka Sinhal (%75), Tamil (%12) ve başka etnik unsurların yaşadığı çok uluslu ve çok dinli bir ülkedir.

Ancak ülke yönetiminde çoğunluğu elde tutan Sinhal siyasi anlayışın Sinhalceyi resmî dil olarak belirleyen ve devlet kurumlarında çalışan tüm memurlara Sinhalce bilme zorunluluğu getirmesi, ardından Sinhal toplumunun bağlı olduğu Budizmi devlet dini payesine çıkartması ve Tamillerin yoğunlukta olduğu bazı bölgelere Sinhalleri yerleştirilerek nüfus dengesini Sinhaller lehine değiştirilmesi Tamil halkının yoğun tepkilerine neden olur.

1948’de bağımsızlığını ilan eden Sri Lanka’nın tekçi bir anlayışla bir etnik Sinhal devleti olarak inşa edilmesi ada ülkesinde etnik ve toplumsal çatışmaları tetikler.

1970’li yıllara kadar bir arada yaşama ilkesine uygun federal sistemi savunurken, bütün barışçıl ve siyasal çözüm çabaları karşılıksız kalan Tamil siyasi aktörleri 1976’dan sonra çözümü bağımsız bir devlette aramaya başlar.

1972 yılında kurulan Tamil Kaplanları ile devlet arasında 1983 yılında iç savaş patlak verir. Savaş başladıktan sonra barışçıl çizgide mücadele yürüten Birleşik Tamil Özgürlük Cephesi (TULF) kan kaybeder ve parlamento dışına itilir. Silahlı mücadele yürüten Tamil Kaplanları hızla güçlenir ve belli belgeleri kontrol altına alır (Bu gelişmenin Türkiye’deki Kürt hareketinin gelişim seyriyle benzerliği dikkat çekici).

1983 yılında başlayıp 2009’da sona eren 26 yıllık çatışma sonucunda 80-100 bin arasında insan hayatını kaybeder. Bu Sri Lanka için kanlı bir tablo anlamına gelir. Bu arada 2.5 milyon dolayında insan yerinden zorla sürülmüştür.

2009 yılında Sri Lanka Başbakanı Mahinda Rajapaksa devletin mutlak zaferini ilan eder; Tamil Kaplanları’nın kontrolündeki bütün bölgeler kurtarılmış, örgüt başarılı bir askeri bastırmayla yok edilmiştir.

Sri Lanka’nın Tamil Kaplanları’nı kanlı bir şekilde yenmesi, bu tür sorunları yaşayan ülkeler bakımından bir model olarak sunulmaya başlandı. Ulusal ve etnik sorunların şiddetle bastırılmasından yana olanlar Sri Lanka modeline dört elle sarıldı.

Evet, Başbakan Mahinda Rajapaksa Tamillere karşı askeri bir zafer elde etmiştir, ancak geriye telafisi zor toplumsal büyük bir yıkım bırakmıştır.

Ekonomik kaynaklar ülkenin refahına değil, savaşa akıtılmış, etnik ve din fay hatları daha da hareketleşmiş,  demokratik ve siyasi tartışma ortamı yerini yoğun insan hakları ihlalleri ve sivil can kayıplarına bırakmış, ülkedeki ekonomik ve insani kaynaklar çökertilmiştir.

Başka bir ifadeyle parlak bir model olarak sunulan Sri Lanka modeli geride çok kanlı ve karanlık bir tablo bırakmıştır. Bütün enerjisini askeri başarıya seferber eden Sri Lanka temel toplumsal sorunların ötelenmesi ve zamanla katlanmasına yol açmıştır.

Tam da şimdi bu ülkede olduğu gibi.

Bu günlerde Sri Lanka tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyor. Artan fiyatları, gıda, yakıt, elektrik gibi temel ürünlerdeki sıkıntılar tahammül sınırlarını aşarak toplumu sokaklara döktü. Halk yaşanan bu ekonomik çöküşün nedeni olarak Başbakan Mahinda Rajapaksa’yı gördüğü için ondan hesap soruyor.

Başbakan Rajapaksa’nın askeri yöntemlerle Tamil Kaplanları’nı çökertmekten kaynaklı zaferi, onu halkın öfkesinden kurtarmaya yetmiyor. Evi halk tarafından yakılan ve yükselen toplumsal tepkiyi dindiremeyen Başbakan çareyi istifa ederek başkentten kaçmakta buldu.

Kaçan başbakanın yerine atanan yeni başbakan Ranil Wickremesinghe de, halkın artan öfkesi ve parlamentoyu işgal etmesi ardından istifa etmek zorunda kaldı.

Bu durum “Kılıçla zafer kazanılabilir, ancak üzerine oturulmaz” deyimini bir kez daha hatırlatıyor.

Ya da silah gücüyle elde edilen barışın ne kadar kırılgan ve illüzyon olduğunu.

Sri Lanka deneyiminden çıkartılacak çok ders var, özellikle de 50 yıldır Kürt meselesini şiddetle bastırmaya odaklanmış Türk siyasi odakları için.


* Fırat Çapan: Askeri Zafer Barış Getirir mi? Sri Lanka Örneği, Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) Yayını, Diyarbakır, 2020.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.