ÖCALAN KONUŞTU TÜRKİYE DİNLEDİ
Doğu Ergil
24 Mart 2015 Salı 05:16
PKK önderi ve Kürt siyasal hareketinin (KSH) teorisyeni Abdullah Öcalan, 21 Mart günü çok önemsenen bir açıklama yaptı. Konuşmanın önemi büyük ölçüde resmi Türkiye’nin, “çözüm süreci”nin, Kürtler’in silah bırakmasıyla biteceğine ilişkin yaydığı yoğun iyimserlik havasından kaynaklanıyordu. Bu kadar yıkım ve baskıdan sonra Kürtler de barış istiyordu.
Ama ortada ciddi bir beklenti farkı var. Hükümet ve temsil ettiği siyasal eğilim, silahların bırakılması ve kullanılmayacağına ilişkin söz verilmesini çözüm için yeterli koşul sayıyor. KSH’nin ise beklentileri çok daha yüksek ve karmaşık.
Öcalan, silah bırakmanın şartlarının oluştuğuna vurgu yaparken bunun tek taraflı değil resmi Türkiye ile bir mutabakata dayanması gerektiğini söylüyor: “…İlkelerde mutabakat oluşmasıyla birlikte PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı yaklaşık 40 yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni siyasal ve toplumsal strateji ve taktikler belirlemek için bir kongre” yapılması ihtiyacını dile getiriyor. Öcalan’ın sözünü ettiği ‘ilkesel mutabakat’, 28 Şubat’ta yapılan 10 maddelik Dolmabahçe Deklarasyonu’na atıf yapıyor. Bu, HDP’li vekiller ile hükümet erkânının üzerinde anlaştığı açıklanan metin. Ancak bunlar karşılanırsa, şimdi fiili olarak var olan eylemsizlik hali, “PKK’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı silahlı mücadelesiyle sonlanacak.”
İnsiyatif Kürt tarafında izlenimi
Bu açıklamadan hükümet tarafının pek memnun olmadığı çünkü inisiyatifin Kürt tarafında olduğu izlenimi doğduğu söylenebilir. Nitekim açık sözlülüğüyle maruf Cumhurbaşkanı hemen hoşnutsuzluğunu dile getirdi.
Erdoğan’ı en çok rahatsız eden ifadelerin başında, “Parlamento üyeleri ve İzleme Heyeti’nden teşkil edilen bir Hakikat ve Yüzleşme Komisyonu” talebi ile silahsız dönemin KSH’nin tüm organlarının yapacağı kongreye bağlanmış olması.
Bir diğer konu da 21 Şubat’ta gerçekleştirilen Süleyman Şah Operasyonu’na atıfla ‘Eşme ruhu’nun dillendirilmesi. “Hiçbir merciden izin ve yardım alınmamıştır”
açıklamalarının aksine Öcalan, “Eşme ruhunu halklarımız arasında yeni tarihin sembolü olarak selamlıyorum” diyerek Suriye’de PKK’nın akrabası olan YPG’nin, türbenin nakledildiği Eşme bölgesini kontrol ettiğini vurguladı.
Öcalan’ın çizdiği yol haritasında Türkiye’nin hazır olmadığı konular da var. Bunlar şöyle sıralanabilir:
Türk hükümeti buna hazır değil
1- Anayasa değişikliğiyle gerçekleştirilecek (değiştirilemez maddeleri de içeren)
vatandaşlığın soy ve inanç kökeninden koparılıp, hukuk ve siyasal tabanda ortaklığa dönüştürülmesi. (Anayasal vatandaşlık.)
2- Ulus-devlet uygulamasından demokratik çoğulcu devlete geçiş. Bu kurucu ideoloji olarak milliyetçiliği geride bırakmak ve yerinden yönetim modelini benimsemek anlamına geliyor. Öcalan bunu, “Ulus-devletleri, demokratik siyasetle aşarak açık demokratik kimliklerle kendi aralarında Ortadoğu’nun demokratik ortak evini inşa etmeye çağırıyorum” diye dile getiriyor.
Kabul edelim ki bir gün gerçekleşebilecek bu durum, şimdi için bir ütopya. Ne Türk hükümeti ne de Türkiye halkının büyük bölümü buna hazır.
Öcalan toplumu rahatlatacak bir öneride bulunmaktan geri durmuyor: Kongre kararıyla birlikte PKK’ya atfedilen “Türkiye’yi parçalayacaklar” iddiasını reddediyor ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde birlikte yaşama sözü veriyor. Çözüm sürecinin bundan sonraki aşamasında TBMM’yi yeni adres olarak ilan ediyor.
Bakalım resmi ve sivil Türkiye bu çağrılara nasıl yanıt verecek? Verilecek yanıt, çözüm sürecinin nasıl ilerleyeceğini de belirleyecek?
- Geri
- Ana Sayfa
- Normal Görünüm
- © 2009 İlke Haber
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.