25 Nisan 2019
  • İstanbul19°C
  • Diyarbakır19°C
  • Ankara19°C
  • İzmir24°C
  • Berlin26°C

NE SENİNLE, NE DE SENSİZ...

Hediye Levent

17 Ocak 2019 Perşembe 09:31

Suriye sahasında 2018 yılı itibariyle çatışmaların büyük ölçüde sona erdiği ancak vekalet savaşının bitmeyeceği ve siyasi platforma taşınacağı aşikardı. 

ABD’nin “Suriye’den çekileceğiz” açıklaması ise bu yeni ve henüz çok belirsiz sürecin ortasına serseri mayın gibi düşüverdi.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo “ABD, Suriye’de ne yapacak?” tartışmaları sürerken Ürdün, Irak, Mısır, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri dahil bölge turuna çıktı. 

Suriye’de ABD’den sonra Suudi Arabistan ve Mısır’ın öncülüğünü yaptığı yeni bir oluşumun boşluğu dolduracağı senaryosu hala geçerli. Buna paralel olarak, Mısır dahil bazı ülkeler Şam ile temaslarını sürdürüyor. Pompeo’nun bu turla birlikte ABD’nin bölgedeki askeri üslerini güçlendirmek için temaslarda bulunduğu da biliniyor. Somut sonuçları önümüzdeki süreçte belirginleşecek olan bu tur şimdiden Arap basınında “Türkiye’nin elindeki İncirlik kartı zayıflıyor mu?” şeklinde değerlendiriliyor.

Bu gelişmelerle birlikte önümüzdeki günlerde gelişmeleri iki temel soru üzerinden konuşmaya devam edeceğiz gibi görünüyor;

-ABD, Suriye’den çekilecek mi? Buna bağlı olarak “ABD, Suriye’den tamamen mi çekilir yoksa askeri varlığını mı azaltır?” sorusu da ortaya çıkıyor. Yine, Suriye’deki ABD askeri varlığının Ürdün sınırındaki Tanf ve IKBY’de Erbil’e nakledileceği öne sürülüyor. Buraya nakledilen askeri güçlerin etki ve de yetki alanı ne olacak?

- ABD’nin Suriye’den kendi hedeflerini gerçekleştirecek en az bir ittifak bırakmadan çekilmesi mümkün mü? ABD, çekildikten sonra oluşacak boşluğu bizzat kendisi doldurmak isteyecektir. Bu durumda, ABD’nin boşluğunu dolduracak güç veya güçler bunu ne karşılığında yapacak?

Gündemdeki en sıcak konu Türkiye’nin Suriye’nin 30-35 km kadar Suriye içine açılan bir tampon bölge oluşturma niyeti. Bu yazının yazıldığı saatlerde ABD’den henüz “tampon bölgeyi Türkiye’nin oluşturması için anlaşıldığına” dair bir teyid gelmedi. Tampon bölge de gündeme Trump’ın emir kipi ile ve muhatabı belirsiz “Tampon bölge yarat” twiti ile düştü. Ardından sosyal medyada tampon bölge haritaları da dolaşıma girdi. Ancak bu haritalar farklılık gösterdiği gibi tampon bölgeyi neredeyse Halep merkeze kadar indirenler de var.

Tampon bölge tartışmaları ile birlikte yukarıdaki iki temel soruya bir soru daha ekleyelim; 

ABD’nin Suriye’den çekilme kararı (gerçekleştiğini varsayarak)ve tampon bölge kurulması Türkiye’nin lehine mi aleyhine mi? 

Lehine çünkü;

-ABD, sahada olduğu sürece Kürtlerle askeri ve siyasi işbirliği de aynı ölçüde derinleşecek. Aynı zamanda ABD, Türkiye’nin Fırat’ın doğusuna yönelik hamlelerinin önünü kesen temel faktör.

-Türkiye, ABD’nin desteği ile oluşturulacak bir tampon bölge sayesinde Rusya-İran ve Şam cephesinden Türkiye’nin ülkeden çekilmesi için gelecek baskıları hafifletebilir.

- Fırat Kalkanı ve Afrin operasyonları ile girilen yerlerde kendine bağlı güvenlik birimleri dahil oluşumlar kuran Türkiye, Suriye’deki etki alanını pekiştirebilir.

- ÖSO mensuplarının Türkiye’ye yığılmalarının önüne geçilebilir ve Türkiye’deki sivillerin bir kısmı Suriye’ye yerleştirilebilir.

Ancak bu olasılıklarda Rusya ve İran gibi güçlerin göz ardı edildiği ortada. Bu güçlerin de hesaba katıldığı olasılıklara göre aleyhine.

Çünkü;

- Suriye Kürtlerinin Şam ile ilişkilerindeki iniş-çıkışlar büyük ölçüde ABD’nin hamlelerinin ardından gerçekleşiyor. Son olarak ABD’nin çekilme açıklamasının ardından Şam ile tekrar görüşmeye başlayan Kürtler çekilme sürecinin belirsizliği nedeniyle temasları askıya almış gibi görünüyor. Ancak kapıların tamamen kapanmadığını ve ABD’nin çekilmesi halinde Kürtlerin Rusya ve Şam ile yakın ilişki kurabileceği söylemek mümkün.

- ABD’nin çekilmesi halinde Rusya ve İran da devreye girip oluşacak boşlukları doldurmak isteyeceklerdir. Türkiye-Rusya ve İran arasında Suriye konusunda her ne kadar İdlip anlaşması gibi asgari uzlaşma zemini oluşturan Astana sürecine taraf olsalar da derin görüş ayrılıkları olduğu malum. Bu durumda, ABD’nin çekilmesi halinde Türkiye bir kez daha mı Astana sürecine dönecek yoksa bu güçleri karşısına mı alacak? 

- Rusya ve İran gibi güçler Türkiye’nin ABD’nin desteği ile tampon bölge oluşturulmasına göz yumacak mı? Kaldı ki ABD’nin kendi lehine bir güç bırakmadan çekilmesi olası değil. Bu durumda Türkiye, ABD’nin “İran karşıtı politikasını” devralıp ABD paralelinde mi hareket edecek?

- ABD’nin boşluğunu doldurabilecek bir başka olasılık ise Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katıldığı bir oluşumun yapılandırılması. Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkileri oldukça kötü ve bu oluşumun kurulması halinde Türkiye’nin bu ülkeleri kendi sınırında bulması da mümkün.

- Tampon bölgenin sınırları veya nereleri kapsadığı henüz belirsiz ancak bahsedilen bölgenin Suriye toprağı olduğu malum. Yine bu bölgelerin Suriyelilerin tapulu mülkü olduğu gerçeğine ek olarak buralarda yaşayan Kürtlerin topyekun sürgünü de söz konusu değil. Bu durumda, tampon bölgenin Suriye’deki Kürt oluşumları yok etme hedefi ne kadar gerçekçi?

-Türkiye’nin bir taraftan “Suriye’nin toprak bütünlüğüne” vurgu yapması diğer taraftan da “Tampon bölgede TOKİ’nin inşa edeceği 2+1 evlerden bahsedilmesi” oldukça çelişkili. Bu kadar bariz çelişkilerle birlikte Türkiye’nin ABD sonrası dönemde Rusya ve İran’ı ikna etmesi pek kolay olmayacaktır.

Nitekim, bütün bu tartışmalar sürerken Rusya ve Şam, askıya alınan İdlip operasyonunu yeniden gündeme getirmeye başladılar. Tampon bölge girişimleri Türkiye’nin Suriye içinde Rusya destekli Suriye ordusu ile karşı karşıya gelme riskini de artırıyor.

Sahaya dahil olan diğer güçler açısından riskleri ve fırsatları önümüzdeki haftalarda tekrar konuşacağız ancak Türkiye açısından ABD’nin çekilme kararı ve tampon bölge girişimini “ne seninle ne de sensiz” şeklinde özetlemek mümkün.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.