14 Ekim 2019
  • İstanbul20°C
  • Diyarbakır24°C
  • Ankara25°C
  • İzmir23°C
  • Berlin22°C

HDP NEDEN ARABAYI ATIN ÖNÜNE KOYUYOR?

Orhan Kemal Cengiz

08 Şubat 2019 Cuma 19:05

HDP bir siyasi parti olarak şüphesiz ki pek çok şey söylüyor.

Fakat, kulak kesilip “bu parti en güçlü olarak ne söylüyor” dediğinizde ne duyuyorsunuz?

Ben, bütün diğer mesajların arasından, bir mesajın, bir çağrının, bir talebin diğer her şeyin önüne çıktığını görüyorum:

“Öcalan’a uygulanan yalıtımın kaldırılmasını” istiyor HDP’liler.

***

İnsan hakları hukukuna göre kimse, mutlak bir yalıtım içinde tutulamaz.

HDP’nin bu anlamda bir mahpus hakkında, insan haklarına aykırı bir uygulamanın ortadan kaldırılmasını istemesinde özü itibariyle bir yanlışlık yok.

Ama aynı şeyi, HDP’nin öncelikleri, aciliyet sıralaması konusunda da söyleyebilir miyiz?

***

Ülkenin ve bizzat partinin kendisinin korkunç yıkıcı, yıldırıcı, ölümcül sorunları varken, bir mahpusa uygulanan yalıtımın, HDP’nin bütün mesajları içinde en göze batanı, en güçlü mesajı olması, sorun çözen, çözüm öneren bir siyaset yapma tarzı olarak değerlendirilebilir mi?

Düşünün HDP’nin milletvekilleri de dahil, altı bin civarında yönetici ve üyesi cezaevinde tutuklu ya da hükümlü olarak bulunuyor.

Nasıl oluyor da bunlardan birisinin sorunu, bütün bu devasa sorunlarının önüne geçiyor?

***

Bakın hepsini bir yana geçin, daha geçenlerde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Selahattin Demirtaş’la ilgili çok ağır bir mahkumiyet kararı verdi.

Tarihinde ilk defa, Demirtaş başvurusunda, AİHM, Türkiye için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 18. Maddesini ihlal etmiştir, dedi.

Bu madde, hukukçu olmayanların da anlayacağı şekilde söylersek, devlet erkinin, gücün, suiistimal edilmesini yasaklıyor, hiçbir devletin, keyfi bir şekilde özgürlükleri sınırlandıramayacağını söylüyor.

***

AİHM, Demirtaş başvurusunda olabilecek en ağır mahkumiyet kararını verdi. Sakınıp, hep bir kenarda tuttuğu bir maddeyi bu davada telaffuz etti.

Aslına bakarsanız, sadece HDP’nin değil Türkiye’de demokrasiye, hukuk devletine ve insan haklarına inanan herkesin, büyük bir aciliyet duygusuyla uygulanmasını istemesi gereken bir karar bu…

Çünkü AİHM kararlarının, hele hele bu kadar net, açık ve ağır ihlal ortaya koyan kararların uygulanmaması, büyük bir barajın yıkılması, hukuk sisteminin geriye dönüşü olmayan şekilde değişime uğraması demek…

***

Nasıl oluyor da HDP için eski eş başkanına ilişkin AİHM kararının uygulanması bile, Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebi karşısında bu kadar geri sıralarda kalabiliyor?

Bu durum, arabanın alınıp atın önüne koyulması değil midir?

AİHM kararlarına bile uyulmayan bir Türkiye’de, siz herhangi bir mahpusa yönelik tecridi bugün kaldırtsanız ne olur, kaldırtmasınız ne olur?

Hukuk devletinin temelleri sarsılır ve üstelik de, bu temelleri sökme işi sizin kitlelere mal olmuş, partinizi alıp sürüklemiş eski genel başkanınıza ilişkin bağlayıcı bir Mahkeme kararı göz ardı edilerek yapılırken, sizin için bir başka mahpusa yönelik tecrit bütün bunların önüne geçiyorsa, siz hangi sorunu çözmeye, bu sökülen taşlardan hangisini yerine koymaya adaysınız?

Gerçekten merak ediyorum…


Bu yazı Orhan Kemal Cengiz'in kişisel internet sitesinden alınmıştır.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.