17 Mayıs 2024
  • İstanbul19°C
  • Diyarbakır22°C
  • Ankara15°C
  • İzmir25°C
  • Berlin19°C

GEZİ'DEN NE ÇIKAR?

Hilal Kaplan

17 Haziran 2013 Pazartesi 08:30

Ağaçlar kesilmesin dediler. Hükümet, seslerine kulak verdi. Önce eylemci grupları, ardından sanatçılarla beraber 'Taksim Dayanışma Platformu' altında birleşen sol ağırlıklı örgütleri muhatap aldı. Bu arada İstanbul Valisi de eylemcilerle buluştu. Durumun ne kadar kritik olduğu anlatıldı. Dünya tarihinde eşine az rastlanır bir iletişim yolu izlendi.

Sabahın ilk ışıklarına dek süren görüşmeler sonunda ortak bir zemin buluşuldu. Önce yargının ne diyeceği beklenecekti. Ardından yargı kararı hükümet lehine çıksa bile plebisit yapılacaktı. 'Projeden vazgeçtim' demek, belediyenin seçim vaatlerini yalanlamak olacağından, halka gitmek önerildi. Zaten eylemciler de başından beri 'Halka kulak verin' demiyor muydu? Ayrıca polisin aşırı uygulamalarının soruşturulup gereğinin yapılacağı sözünü de ekledi.

Platform, toplantı çıkışında, eyleme son vereceklerini ima eden bir açıklama yaptı. Ardından kendi bileşenleriyle kararı iki güne yakın tartıştı. Ve dün, önce 'direniş'e devam, ardından 'tek çadırda nöbet' kararı duyuruldu. Yavaş yavaş parti flamaları ve barikatlar kaldırılmıştı ki 'Pazar günü Taksim'e 1 Milyon' çağrıları yapılmaya başlandı. Aynı gün Ak Parti'nin Kazlıçeşme'de miting yapacağı biliniyorken, karşı gövde gösterisine kalkışıldı. Toplumdaki iç çatışma hatlarının harekete geçirildiği bir dönemde, CHP lideri Kılıçdaroğlu'nun önce 'direniş'e devam kararını alkışlaması, ardından polisi emre itaatsizliğe teşviki dikkatle not edildi.

Bunun üzerine, tüm müzakere çabalarının hiçe sayıldığı düşünüldüğü için müdahale kararı alındı. İlk barikatların Nişantaşı'nda kurulmasından anlayabileceğimiz gibi, mevcut durumda hareket geçen kesimler Beşiktaş, Etiler, Nişantaşı,Osmanbey ve Kadıköy gibi orta/üst sınıf Beyaz Türklerin yoğunlukta olduğu yerlerden geliyor. Sultanbeyli, Gaziosmanpaşa, Fikirtepe gibi semtler o yüzden sakin…

Sandıkta asla başarıya ulaşamayacağını gören CHP'nin mezkûr kalkışmaya mihmandarlığına İstanbul sermaye çevrelerini de yazdığımızda, polis müdahalesi bahanesiyle başlayan hareketliliğinin nihai amacının özgürlük idealinin tam tersi istikamete hizmet ettiğini, ülkeyi yönetilemez bir mecraya sürükleyerek demokrasiyi askıya alma girişimi olduğunu teslim etmeliyiz.

Çözüm sürecine ve yeni anayasaya karşı kitleler, özellikle İstanbul çapında ve Ankara-İzmir gibi büyük şehirlerde alanlara koşuyor; bir iç savaş provası sahneleniyor. Başarıya ulaştıklarında mütedeyyinlerden sonra yönelecekleri 'öteki' toplumsal kesimlerin gözünüyse ya solcu gururu ya da Erdoğan nefreti bürüdüğü için hâlen tribünlerine oynamaya devam ediyorlar.

Başbakan'ın üslubu veya aşırı biber gazı kullanımıyla orantısız bir tepki, ülkeyi esir almak istiyor. Sermaye çevreleri ve medya grupları el ele vermiş, 'devrimci'leri destekleyip Erdoğan'a diktatör muamelesi çekiyor. Bir insanımız daha ölmesin diye hayatının en büyük siyasî riskini omuzlayan lidere, demokrat bildiklerimiz 'katil' sıfatını yakıştırabiliyor. Büyük bir akıl tutulması söz konusu…

Aklı selimine başvurabileceğimiz tek muhatap olarak, 'Mustafa Kemâl'in askerleri'nin düşman olarak gördüğü gruplar ve onların en büyük temsilcisi olan hükümet var. Gezi'den kaos planı çıkarmalarına müsaade etmemek için, sokaktakiler ne yapıyorsa, onun tam tersini yapmakta ısrar etmek gerekir. Nasıl olsa bu mayadan başka yoğurt çıkmaz, en nihayetinde başarısız olacaklar.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.