30 Temmuz 2021
  • İstanbul24°C
  • Diyarbakır31°C
  • Ankara18°C
  • İzmir28°C
  • Berlin15°C

ATILACAK BAZI ADIMLARLA GERÇEK BİR ÇÖZÜM SÜRECİNİN KAPISI ARALANABİLİR

Mustafa Özçelik

12 Temmuz 2021 Pazartesi 11:55

Türkiye Devleti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 9 Temmuz 2021 günü Diyarbakır’da yapmış olduğu konuşmada, 2013-2015 yılları arasında gerçekleşen ve ‘çözüm süreci’ olarak ifade edilen Devlet ile PKK, HDP arasındaki görüşmelere atfen, PKK ve HDP kastedilerek ’Evet çözüm sürecini biz başlattık ama sonlandıran biz olmadık. Bunların gizli gündemleri, art niyetleri sonlandırdı’ dedi.

Türkiye Devleti ile PKK, HDP arasında yapılan ve ‘Çözüm Süreci’ adı verilen görüşmelerin sona erdirilmesinde devletin 2015 Haziran’ı sonrası yeni stratejisinin belirleyici rol ve etkisini ve PKK ile HDP’nin devletin bu stratejisinin uygulanmasına elverişli bir zemin yaratan siyaset ve tutumlarını değişik boyutlarıyla daha önceleri bir çok açıklama ve değerlendirmemizde dile getirdiğimiz için burada aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum.

Ama, Türkiye Devleti’nin en yetkili insanı olarak Erdoğan’ın ’Çözüm Süreci’ni kendilerinin bitirmediklerine dair söylemi, ‘eğer gerçekten de bir çözüm sürecine inanıyor idiyseniz, bu konuda neden ısrarcı olmadınız?’ sorusunu da beraberinde getirir. Siz gerçekten de sorunun çözümünde ilk adım olması için Kürtçe ana dille eğitim, Kürtçenin resmi dil olması, Kürtlerin varlığının, tüm toplum kesimleri için düşünce, ifade, inanç ve örgütlenme özgürlüğünün Anayasa ve yasalarda kabulü için bir çalışma yaptınız da birileri mi sizi engelledi?

Türkiye Devleti ile PKK, HDP arasında yapılan görüşmeler süresince kamuoyuna açıklanan ‘’Dolmabahçe Mutabakatı’’ vb. metinlerin de, bırakalım Kürt meselesinin çözümünü, bu meselenin çözümüne kapı aralayacak bir içeriğe bile sahip olmadığı da gerçekliğin diğer boyutunu ifade ediyor.

Görüşmeler sürecinde silahların susturulmasını ve akan kanın dökülmesine belli bir süre de olsa son verilmesini sağlayan ateşkese, çatışmasız ortama destek verdik.

Bugün de çatışmalara, savaşa, askeri operasyonlara, silahlı eylemlere son verecek her adımı destekleriz.

Ama, şiddetin, silahlı eylemlerin, askeri operasyonların, savaşın durdurulup durdurulmamasına endekslemeden de, gerçek anlamda bir ‘Çözüm Süreci’nin başlatılması için temel bazı adımların atılabileceğini düşünüyoruz.

‘Çözüm’ü tartışılan sorun bizce Kürt milletinin kendi ülkesinde milli, siyasi, coğrafi bir statü elde etmesi sorunudur; bunun Kürt milletinin kendi geleceğini belirleme hakkı temelinde iki milletin eşitliğine dayalı federal bir çözüm de olabileceğini düşünüyoruz. Türkiye şehirlerinde yaşayan Kürtler açısından ise sorunun dil ve kültürel haklar ile nüfus olarak çoğunlukta olduğu yerlerde yerel yönetimlerde kendini yönetme hakkı olduğunu düşünüyoruz.

Kürtlerin bir taraf olarak kabulü çözümün ABC’si olabilir

Erdoğan’ın Diyarbakır gezisinden önce Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, CHP yetkilileri Kürdistan’ı gezdiler, ‘hepsi de ayrı ayrı ’Kürt sorununu biz çözeceğiz’ dediler.

Ama, ‘Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek bayrak’ anlayışında ısrar eden iktidar ve muhalefet partilerinin hiç biri, Anayasa’nın ilk dört maddesinin değişmezliğini, dokunulmazlığını tartışma konusu bile yapmaksızın, Kürt sorununu nasıl çözeceklerine dair şimdiye kadar somut hiç bir programı kamuoyunun bilgisine sunmadılar.

Milyonlarca Kürdün oyunu alan HDP’ye gelince, o da hala ‘Demokratik Cumhuriyet, demokratik ulus, ortak vatan’ anlayışıyla, ‘Türkiyeli Parti’ adı altında, Kürtlerin bir taraf olarak davranmamaları yönünde bir siyaset izliyor.

Eğer gerçekten de bir ’Çözüm’ aranıyorsa, Kürtler bir taraf olarak kabul edilerek ve sadece belli bir kesim değil, Kürtlerin en geniş siyasi temsilcileri muhatap alınarak görüşmeler başlatılmalıdır.

En uzun yol da küçük bir adımla başlar. Kürt ve Kürdistan sorunu da çözümü uzun bir süreci kapsayabilecek bir sorundur. Ancak bu gerçeklik, yapılabilecek hiç bir şeyin olmadığı anlamına gelmez; bazı temel adımlar atılarak, gerçek bir çözüm sürecinin kapısı açılabilir. Bunun için de çözüm kapısını açacak olanların her şeyden önce, en temel, güncel, acil hak ve özgürlük taleplerini kabul edecek, gereklerini yerine getirebilecek bir anlayışa ve selahiyete sahip olmaları gerekmektedir.

İktidarıyla, muhalefetiyle Kürt sorununun çözümünden, çözüm sürecinden bahseden her parti için denilebilir ki bu konudaki samimiyetin turnusolu niteliğindeki aşağıdaki adımların atılması, sorunların çözümünde önemli bir başlangıç olabilir:

--Kürt kimliğinin Anayasa’da ve tüm yasalarda tanınması.

--Kürtçe’nin resmi dil olarak kabulü ve Kürtçe ana dille eğitim hakkının tanınması; çok kültürlü, çok dilli, çok dinli, çok mezhepli, etnik çoğulculuğu garanti altına alacak şekilde bütün bu hak ve özgürlüklerin yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması.

--Düşünce, ifade ve inanç özgürlüğünün sağlanması, Kürdistan isimli partiler dahil örgütlenme hakkı önündeki tüm engellerin kaldırılması; bunun yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması.

--Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tüm gereklerinin yerine getirilmesi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve eşitlik haklarını içeren diğer uluslararası hukuki sözleşmelere konulmuş tüm çekincelerin kaldırılması ve bu sözleşmelerin eksiksiz bir şekilde hayata geçirilmesi, İstanbul Sözleşmesi'nin tekrar kabulü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası’nın 90. Maddesi’nin uygulanması.

--Siyasi faaliyetlerinden, yazdıkları, çizdikleri ve söylediklerinden, yaptıkları açıklama ve sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı tutuklanan veya cezaya çarptırılan herkesin derhal serbest bırakması, bu nitelikteki tüm davaların düşürülmesi.

Silahlı eylemlere, askeri operasyonlara, savaşa, her türlü şiddete son verilerek çatışmasız bir ortamın yaratılması elbette ki en başat tutum ve taleplerimizden birini ifade ediyor.

Ama, gerçekten de bir Çözüm Süreci başlatmak isteyenlerin, yukarıda dile getirdiğimiz bu temel adımların atılmasına birilerini engel göstermelerinin, sorunu şiddete endekslemelerinin kabul edilebilir açıklaması var mıdır?


Bu makale yazarın görüşlerini yansıtır. İlke Haber’in yayın politikası ve editoryal bakış açısı ile her zaman uyumlu olmak zorunda değildir.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.