19 Ekim 2018
  • İstanbul21°C
  • Diyarbakır22°C
  • Ankara21°C
  • İzmir22°C
  • Berlin9°C

'ROJAVA'YA 'KISA VADEDE' ÖZERKLİK VERİLEBİLİR'

ABD’li Ortadoğu uzmanı gazeteci-yazar Aliza Marcus, “Suriye'nin Esad’ın kontrolünde kalacağı ve Kürtler’e en azından kısa vadede bir tür özerklik verileceği” öngörüsünde bulundu.

'Rojava'ya 'kısa vadede' özerklik verilebilir'

18 Haziran 2018 Pazartesi 12:34

Marcus, Türk birlikleri ile müttefiklerinin Suriye’den hemen ayrılacağına inanmadığını da belirtti.

K24’de Emin Bozan'ın sorularını yanıtlayan ABD'li gazeteci-yazar Aliza Marcus, ABD’nin Rojava özelinde Kürtler’le ilişkileri üzerine çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.

ABD’nin YPG’ye yardımının en önemli sebeplerinden birinin YPG’nin IŞİD'i yenmekteki kararlılığı olduğunu belirten Marcus, şöyle konuştu:

“ABD'nin Rojava'daki Kürt güçlerine destek vermesi, (güçlerin isminin YPG veya Demokratik Suriye Güçleri olduğunun pek bir önemi yok) her zaman IŞİD ile mücadele kapsamındaydı. Destek, IŞİD’inKobani'yi, Türkiye’nin de Suriye sınırının neredeyse tamamının kontrol etmesini önlemek için YPG’ye silah ve hava desteği vermekle başladı. ABD, YPG'nin IŞİD’i yenmek için ne kadar kararlı olduğunu gördü ve bu, Kobani'nin YPG tarafından geri alınmasından sonra ABD'nin yardımını sürdürmesinin de nedeniydi.”

ABD’li Ortadoğu uzmanı, “İster YPG ister HSD adı altında olsun, bu işbirliği her zaman askeri bir işbirliği olmuştur. Aynı desteği siyasal alanda PYD’ye sunmadı. Bazı çok küçük askeri olmayan yardımların dışında ABD, Kürt yönetiminin sahip olduğu toprakları yeniden inşa etmesine yardım edecek hiçbir taahhütte bulunmadı” dedi.

ABD Türkiye ile çatışmak istemedi

ABD’nin PYD’ye ve üst yapılanması Demokratik Halk Hareketi’ne (TEV-DEM) veya Rojava yönetimine destek olmak istememesinin bir nedeninin de “Türkiye’nin PKK ile bağlantılı herhangi bir gruba tamamen karşı çıkması” olduğunu vurgulayan Marcus, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ve büyük ölçüde Türkiye'nin jeopolitik önemi, NATO'daki rolü ve ABD ile uzun süredir devam eden bağları nedeniyle ABD, bu konuda Türkiye ile çatışmak istememiştir. Başka nedenler de var - ABD, örneğin Suriye'nin bölünmesini destekleyen adımlar atmak istemiyor - ama bunun çoğu Türkiye ile ilgili. Örneğin; ABD, PYD’nin Cenevre’de BM’nin düzenlediği görüşmelerinde yer alma talebini desteklemedi.”

“Türkiye Afrin'e girdiğinde, ABD harekete geçmek için bir sebep görmedi. Afrin'de bir IŞİD tehdidi yoktu ve ABD'nin burada YPG'yi desteklemesi gerekmiyordu. Aynı zamanda, pratik gerekçelerle, ABD'nin Türkiye'yi durdurmak için yapabileceği çok az şey vardı. ABD kesinlikle Afrin üzerinden Türkiye'ye karşı savaşa girmeyecekti. Böylece Türkiye istediğini yapabildi.”

ABD Kürtler'i sattı mı?

“Kürdistan’ın bağımsızlık referandumu, Kerkük, ardından Afrin şimdi de Minbic... ABD Kürtler’i sattı mı? Kürtler’in bir devleti olsaydı ABD böyle rahat davranır mıydı” şeklindeki soruya Marcus, şöyle yanıt verdi:

“Sorunuzun cevabı hangi Kürt devletinden bahsettiğinize bağlı…Kürtler’in Irak'ta bir devleti varsa, bunun Amerika'nın Rojava'daki faaliyetlerini etkileyeceğini sanmıyorum. Tüm pratik amaçlar için, Kürdistan Bölgesi Yönetimi (KBY) bir devlet olarak faaliyet gösterdi. ABD ile ilişkileri her zaman çok iyiydi ve ABD, KBY'nin IŞİD'e karşı mücadelesinin önemli bir destekçisi oldu.”

Marcus, “Referandumun feci biçimde sona ermesi, kesinlikle ABD'nin hatası değildir. Bu, bölgedeki diğer güçlerle (Türkiye, İran ve Bağdat) uzlaşmalı bir şekilde olmak zorundaydı - bunların hepsi, referandumu desteklemeyeceklerini önceden deklere etmişlerdi” dedi.

‘Kürtler'in de istediği birşey ...'

ABD ve YPG arasındaki ortaklık sayesinde, IŞİD’in Suriye'de neredeyse tamamen yenilgiye uğradığını dile getiren Aliza Marcus, şöyle devam etti:

“IŞİD’in yenilgisi YPG'ye fayda sağlayan birşey ve aynı zamanda Irak'taki Kürtler’e de fayda sağlıyor. IŞİD’in daha zayıf olduğu bölge, bölgedeki herkes için durumun ne kadar güvenli olduğunu gösteriyor. Öyleyse, ABD, Kürtler’i IŞİD'i yenmek için kullanıyor ama bu Kürtler’in de istediği birşey. Ve bunun karşılığında silah ve eğitim desteği alıyor.”

ABD’li uzman, “Ve açıkçası, PYD liderliğindeki Kürt hareketi, IŞİD'i yenmesinden dolayı Rojava üzerindeki politik kontrolünü genişletebildi. Yani ABD politik olarak PYD'ye yardım etmek istemese de YPG'nin IŞİD’e karşı mücadelesine yardım ederek bunu yaptı” ifadelerini kullandı.

ABD, Ortadoğu'da ne yapacak?

ABD’nin Trump yönetiminde “tahmin edilemez bir Ortadoğu politikasına sahip” olduğunun altını çizen ABD’li gazeteci, şunları kaydetti:

“Bunun bir sebebi de Trump’ın kişiliğiyle ilgilidir. Plan yapmayı sevmiyor, tarihle ilgilenmiyor ve Ortadoğu'daki sorunlara karışmakla ilgilenmediğini çok net bir şekilde ortaya koydu. Ayrıca, eski Başkan Obama'nın yaptığı her şeyi geri almak istiyor gibi görünüyor. Örneğin; hiçbir alternatifi olmasa da İran anlaşmasından çekildi. Sık sık öngörülemez olduğunu söylüyoruz, ama çok tahmin edilebilir.”

Başkan Donald Trump’ın, “ABD askerlerinin artık Ortadoğu çatışmalarına doğrudan karışmasını istemediğini” vurgulayan Marcus, “Bu, geçen sene referandumdan sonra Kürtler’e Bağdat'la olan çatışmasında yardım etmemesinin bir nedeni olabilir. Aynı zamanda, Türkiye'nin Suriye'nin bazı bölgelerini ele geçirmesine izin vermesinin de bir nedenidir” dedi.

Kısa vadede özerklik

Aliza Macus, bundan sonra Rojava özelinde Suriye’de (PYD, Türkiye, ÖSO, Esad bağlamında) neler öngördüğünü şu ifadelerle dile getirdi:

“Birçok analist gibi ben de, Suriye'nin Esad’ın kontrolünde kalacağını düşünüyorum. Bu, PYD/ YPG'nin, Esad’la müzakere etmek zorunda kalması anlamına geliyor. Bu da şaşırtıcı değil ve PYD yetkililerinin geçmişte söylediği bir şey.

Bence Esad, Kürtler’e en azından kısa vadede bir tür özerklik vermeye istekli olacak. Ancak, ülke üzerindeki kontrolünü güçlendirdikten sonra bunun değişmeyeceğine dair söz yok.

Türkiye’nin tavrı, seçimin sonucuna göre Haziran’dan sonra netleşecek. Fakat şimdilik, Türkiye’nin Suriye’de kalacağını düşünebiliriz ve bu, Erdoğan’ın parlamento çoğunluğunu kaybetmesi halinde bile değişmeyecek. Suriye, Türkiye için bir ulusal güvenlik meselesi olarak görülüyor ve Türk birlikleri ve müttefiklerinin bölgeden hemen ayrılacağına inanmıyorum.”

Aliza Marcus kimdir?
İletişim Yayınları’ndan çıkan “Kan ve İnanç, PKK ve Kürt Hareketi” adlı kitabın yazarı olan Aliza Marcus, Türkiye ve Kürt sorunu hakkında haberler yapmaya 1989’da başladı. 1994’te Reuters Haber Ajansı’nın İstanbul muhabiri olarak görevlendirilmeden önce iki yıl New York’ta çalıştı.

1995’te Kürt köylerinin zorla boşaltılması üzerine yazdığı bir haber dolayısıyla Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) hakkında dava açıldı: O zamanki TCK’nın 312. maddesinde geçen, “halkı ırk, din, dil veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etme” suçlamasıyla yargılandı.

Beraatinin ardından, Reuters’in Kıbrıs’taki Ortadoğu-Afrika ofisinde görev yapmaya başladı. 1998-2000 arasında Boston Globe özel muhabiri olarak İsrail’de çalıştı. 2002’den 2006’ya kadar Berlin’de görev yaptı. ABD’de yaşıyor.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.