19 Eylül 2018
  • İstanbul24°C
  • Diyarbakır29°C
  • Ankara16°C
  • İzmir24°C
  • Berlin19°C

YAŞAR KEMAL: KÜRTOĞLU NASILSAN...

Rahmetullah Karakaya

28 Şubat 2018 Çarşamba 05:23

Türk romanın zirve isimlerinden Yaşar Kemal’i (6 Ekim 1923 Kadirli Hemite Köyü-28 Şubat 2015 İstanbul), üçüncü ölüm yıldönümünde rahmetle anıyoruz.

Ülkemizin evrensel Kürt kökenli yazarını, Cağaloğlu’nda sık sık görüyordum.

Ancak tanışmamız, Milliyet Haber Merkezi’nde çalışırken 1983 veya 84 yılında gerçekleşti.

Yaşar Kemal, zaman zaman 1968 kuşağının liderlerinden, Haber Müdürümüz Osman Saffet Arolat’ı ziyareta geliyordu.

Servis şefimiz ise ünlü şair Ahmet Oktay Börtücene idi.

“Kürtoğlu nasılsan” deyişi, beni Ağrı Dağı’nın zirvesine çıkmış kadar mutlu ediyordu.

Kürtçe hal hatır sorup “Çawani baş î?”(1) demesi, “Tu sax bî kekê delal, ez baş im destê te radimusim”(2) cevabının tadı ise emsalsizdi.

Her görüşmeden sonra bir kitabını imzalatamadığım için hayıflanıp duruyordum.

Bu isteğim ancak 19 Ocak 2011’de gerçekleşti

Yapı Kredi Yayınları bütün şiirlerinin yer aldığı “Bugünlerde Bahar İndi” kitabı nedeniyle bir etkinlik düzenledi.

Etkinliğe koşarak gittim.

“Koca Çınar”, artık eski heybetli Yaşar Kemal değildi.

Ancak birilerinin desteğiyle yürüyebiliyordu.

Şair-yazar Cevat Çapan’ın konuşması çok etkiledi izleyicileri.

3002.jpgKitabını bana imzalarken, defalarca adımı bağırarak söylememe rağmen anlaşamadık.

Önce bir “Rah” yazdı…

Elleri titriyordu… Çok ağır hareket ediyordu.

İkinci bir hamlede, adımı bu kez “Mahmetullah” diye yazdı.

“Devamını sen tamamla” dedi.

Emri başım gözüm üstüne idi.

Sonra tane tane sabırla devam etti:

“Sevgiler

Yaşar Kemal

19 Ocak 2011

Galatasaray”…

Yaşar Kemal serisi, kütüphanemin en değerli bölümüydü.

“İnce Memed”in iki cildini ilk çıktıklarında hemen okumuştum.

Ancak 3. ve 4. ciltlerini aldığım halde bir türlü okuyamamıştım.

Bir karşılaşmamızda konu açıldı, bu durumu anlattım.

“Onları kütüphanene süs diye koyman için yazmadım Kürtoğlu, hemen oku” ikazında bulundu.

O akşam 3. cilde başladım, 4. cildi bitirene kadar da elimden düşürmedim.

“İNCE MEMED”İN KADERİNİ DEĞİŞTİREN GAZETECİ

Yaşar Kemal, romancılıkta dünyaya ün salmasına neden olan “İnce Memed”i kendi imzasıyla yayınlamayı, gazete sahibi-başyazar neslinin son temsilcilerinden Bedii Faik Akın’a (1921 Bandırma-16 Haziran 2015 İstanbul) borçludur.

Bedii Faik 2001 yılında Doğan Yayıncılık’tan çıkan dört ciltlik “Matbuat-Basın Derkeen Medya” adlı muhteşem eserinde, biri sağ diğer sol kutupta iki can dostun muhabbetini, ustalıkla yazıyor.

Yaşar Kemal, 1950’li yılların başlarında yazdığı “İnce Memed”i yayınlanması için Cumhuriyet’e götürüyor.

Niyeti romanı gerçek adıyla değil, Peyami Safa’nın yazdığı polisiye romanlarda kullandığı “Server Bedii” benzeri müstear bir isimle yayınlamaktı.

300-1.jpgAncak Cumhuriyet’in Yazı İşleri Müdürü Cevat Fehmi Başkut’la anlaşamaz.

Başkut, romanın girişindeki 20 sayfalık bölümün yayınlanmasına gerek olmadığını bildirir.

Buna kızan Yaşar Kemal, dosyasını geri alır, doğru Dünya Gazetesi’ne gider.

Can dostu Bedii Faik’e, tereddütsüz eserini teslim eder.

Bedii Faik, o gece dosyayı dikkatle okur.

O da Cevat Fehmi ile aynı kanaate varır.

Giriş bölümüne gerek yoktur.

Bir de önemli diğer eksikliğe parmak basar:

Böyle bir dev esere, ancak Yaşar Kemal imzası yakışır…

Üçüncü bir husus olarak da, bu romanın ilk götürdüğü Cumhuriyet’in hakkı olduğunu hatırlatır.

Yaşar Kemal, üstad Bedii Faik’in bu samimi tavsiyelerine itiraz etmez.

Bedii Faik, Cumhuriyet’in sahibi Nadir Nadi ile görüşür.

Yaşar Kemal’i, evrensel bir bir yazar haline getiren “İnce Memed”, gerçek imzasıyla Cumhuriyet’te büyük bir reklamla yayınlanmaya başlar.

Bedii Faik, anılarının 3. cildinin 232-237 sayfalarında, muhteşem üslubuyla “İnce Memed”in hikayesini anlatıyor.

EDEBİYATÇI, SİYASETÇİ VE GAZETECİLERİN RESMİ GEÇİDİ

Üstad Bedii Faik’in dört ciltlik anılarını, 2001’de yayınlandığı halde, ancak 2017 yazında Bodrum’da okuyabildim.

O da tamamen tesadüf eseri olarak.

27 yıldır oturduğum Konaklar Muhtarlığı Kitaplığı’na uğradım.

Bodrum’da okumak için kitap bakarken, anılar gözüme ilişti.

Her cildi birbirinden ilginç anılarla dolu.

Türk Edebiyatı’nın ünlü isimleri Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin’den Falih Rıfkı Atay’a, Yahya Kemal’e onlarca isim resmi geçit yapıyor.

Hakeza demokratik hayatın başladığı 1945’lerden itibaren Adnan Menderes’ten Celal Bayar’a, Fuat Köprülü’den Refik Koraltan’a, Fatin Rüştü Zorlu’ya kadar anılar, su gibi akıyor.

Yine basın dünyasının yıldızları, devrin ünlü köşe yazarlar, başyazarları, gazete sahipleri bir bir sahnede yerini alıyor…

ORHAN KEMAL VE İLHAN SELÇUK

Bu anılarda, sağ görüşlü Demokrat Parti ile Adalet Partisi çizgisinde olan Bedii Faik’in, kömünizm propagandası yapmaktan hapis yatan ünlü romancımız Orhan Kemal’e de, en sıkıntılı anında el uzattığını görüyoruz.

Orhan Kemal, ünlü romanı “72. Koğuş”u, yayınlanması için Cumhuriyet’e götürmüş, ancak red cevabını almıştır.

Yaşar Kemal, onu da alıp Dünya Gazetesi’ne götürüyor.

Bedii Faik, hiç tereddütsüz bu değerli eserin telif hakkını hemen peşin ödüyor ve büyük bir reklamla tefrika ediyor.

Yine Türk basınının önemli köşe yazarlarından İlhan Selçuk da, ilk yazılarını Bedii Faik’in desteğiyle Habib Edip Törehan’ın Yeni İstanbul Gazetesi’nde yayınlıyor.

İlhan Selçuk’u, Bedii Faik ile tanıştıran ise ağabeyi ünlü karikatürist Turhan Selçuk’tur.

Küçük nüktelerle “İS” imzasını kullanarak basına adım atan İlhan Selçuk, sonra bilinen stiline dönüyor.

Üstad Bedii Faik’in anıları, Türk Basın Tarihi’nin birinci dereceden bir tanığının çarpıcı örnekleriyle doludur.

Edebiyat yönü ağır basan gazeteci-yazarın, su gibi akan üslubunu tatmak isteyenler, bu fırsatı kaçırmamalıdır.

24 Şubat 2018, Yenilevent


(1) Nasılsın, iyi misin?

(2) Sağolasın ağabeyim, ben iyiyim. Ellerinden öperim

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.