13 Aralık 2017
  • İstanbul14°C
  • Diyarbakır1°C
  • Ankara0°C
  • İzmir8°C
  • Berlin0°C

TÜRKİYE MANZARALARI VE YUNANİSTAN BAŞBAKANI

Yalçın Doğan

13 Eylül 2017 Çarşamba 09:52

Yazı yazmadığım kırk gün içinde pek çok insanla sohbet fırsatı buluyorum. Her siyasal görüşten.

İzlenimlerimin toplamında ortaya çıkan sonuçlar özetle şöyle:

1-Ciddi bir geçim sıkıntısı var. Elde edilen gelirle, geçmiş yıllara göre, yaşamı aynı standartlarda sürdürmek artık çok güç. Ciddi bir refah kaybı söz konusu.

“İşlerinin iyi gittiğini” söyleyen ticaret erbabı pek yok. Her biri farklı nedenlerle şikayetçi.

2-İnsanlar iç politikada kaygılı. Her gün bir tartışma, her gün bir azarlayan söylemden insanlara gına gelmiş durumda.

3-Aynı kaygı dış politikada geçerli.Avrupa’da, genel anlamda Batı‘da gerginlik yaşamadığımız ülke yok. Gerginlik yaşamadığımız komşu yok. Bu gerilimlerin insanları artık ürküten boyutlara taşıdığı gözle görülür halde.

4-Hukuka güven yerlerde sürünüyor.Yargıda hakkını elde edeceğine inanan insana pek rastlamadım desem, abartma olmaz. Buna iktidar yanlıları dahil.

5-Yargı önüne çıkmadan aylarca süren tutukluluklar hukuka güvenin yerlerde sürünmesinde önemli rol oynuyor. Bu da, yargı bağımsızlığının ortadan kalkmış olduğu düşüncesini pekiştiriyor.

6-OHAL ile başlayan tutukluluk furyası gerekçelerine inanan yine çok az. Pek çok kişi, Balyoz ve Ergenekon süreçlerini hatırlatarak, şu anda da benzer bir sürecin yaşandığına inanıyor.

7-FETÖ’nün varlığına, devlete verdiği zarara herkes inanıyor, inanmayan yok. Ancak, binlerce kişinin bu nedenle tutuklanmasını, görevlerinden ihraç edilmesini pek çok kişi tepkiyle karşılıyor.

8-Temel hak ve özgürlüklerin askıya alındığını, ülkenin otoriter bir yönetime geçtiğini herkes söylüyor.

9-Özellikle HDP’li milletvekillerinin oradan oraya savrulması, herhangi bir HDP milletvekilinin herhangi bir gün gözaltına alınması ya da tutuklanması, demokrasinin ağır yara almasına bir başka örnek olarak gösteriliyor. Benzer yara, belediye başkanlarının tutuklanması ya da görevlerinden el çektirilmesinde de görülüyor.

10-AKP’nin kuruluş süreci ve ilk iktidar yıllarında verdiği sözlerden artık hiçbirinin geçerli olmadığı vurgulanıyor.2002’deki AKP ve bugünkü AKP arasında öyle dağlar kadar fark var ki, AKP’ye oy verenlerin önemli bir bölümü, “biz oy verdiğimiz partiyi tanıyamıyoruz” diyor.

Özetin özeti olarak:

“Türkiye nereye gidiyor, biz nereye gidiyoruz?”

Kaygıları sıraladıktan sonra, en çok sorulan soru bu.

İflas etmiş bir ülke

Türkiye’deki bu güvensiz ve kaygı verici ortama karşılık, komşumuz Yunanistan...

Başbakan Çipras iktidara geldiğinde, iflas etmiş bir ülke devralıyor. Hattâ, onun ilk iktidar aylarında Yunan halkında devlete olan güven yine de bir türlü yerine gelmiyor.

Hatta, ülke grevlerle, uzun kuyruklarla, gösterilerle çalkalanıyor.

Her yönüyle iflas etmiş bir ülke.

Çipras şimdi çok popüler

Aradan geçen zamanda Çipras müthiş işler başarıyor.

-Yeni anayasa tasarısıyla emeklilik yaşını kadınlarda 45’ten 42’ye, erkeklerde  55’ten 52’ye indiriyor.

-Tüm limanlar, otoyollar ve köprü işletmelerini yabancı şirketlerden geri alıyor, “benim halkımın parası cebinde kalmalı”, diyerek.

-Bütün eğitim ve sağlık hizmetlerini ücretsiz hale getiriyor.

-Asgari ücreti 800 Avrodan 1500 Avroya yükseltiyor.

-Öğrencilerin ulaşım ve yemek harcamalarının devlet tarafından ödenmesine ilişkin anayasa önerisini onaylıyor ve hayata geçiriyor.

-Milletvekili maaşlarını dört bin Avrodan iki bin Avroya düşürüyor.

-Vekillere ait resmi araçların hepsini satıyor.

-Vekillerin korumalarını ve şoförlerini işten çıkartıyor, onları başka devlet kurumlarına yerleştiriyor.

-Bakanların özel helikopter ve uçaklarını satıyor, parayı hazineye devrediyor.

-Bu kararına karşı çıkan bakanlara birer tarifeli ekonomik uçak bileti armağan ediyor.

-Devletin tüm lüks harcamalarını yasaklıyor. Resmi kurumlarda  zorunlu olmadıkça, gündüz aydınlatma lambalarının yakılmasını önlüyor.

Ya kendisi

Bütün bunlar müthiş bir kemer sıkma politikası. Bütünüyle ve hep birlikte, istisnasız hep birlikte, tasarruf politikası.

Halkını hep birlikte tasarrufa zorlarken, kendisi ne yapıyor?

-Kendisinin şoförü ve özel koruması yok.

-Ailesiyle birlikte babasına ait olan iki katlı evin üst katında oturuyor.

-1998 model Toyota Corolla marka bir araç kullanıyor. Makamına ya da bir toplantıya o arabasıyla gidiyor.

Tam demokrasi

Bunlar olup biterken, ülkesinde demokrasi tüm kurumlarıyla işliyor.

Yargı bağımsızlığından tutun da, grev hakkına kadar...

İfade ve basın özgürlüğü şakır şakır... Kimsenin aklına aksi gelmiyor.

Çipras’ı ve iktidarını eleştirmek sonuna kadar serbest.

Kendisini eleştirenlerden tek birine bile, dava açmak aklına gelmiyor. Belki zaman zaman kızıyor ve fakat bunu “demokratik bir hak” olarak görüyor.

Kısaca, her türlü kurumuyla işleyen bir Batı demokrasisi.

İmrendim... İmrendim... İmrendim...

Ve bu değerleri özlüyorum... Özlüyorum... Özlüyorum...

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.