11 Aralık 2017
  • İstanbul13°C
  • Diyarbakır10°C
  • Ankara10°C
  • İzmir15°C
  • Berlin2°C

REFERANDUM ORTADOĞU'YU PARÇALAR MI?

Andrey İsaev

02 Eylül 2017 Cumartesi 22:00

Gazeta.ru sitesinde Suriye’deki yabancı askerleri anlatan Aleksandr Rıbin, IŞİD’in mağlubiyetiyle savaşın sona ermeyebileceğini iddia etti.

Reuters’e verdiği röportajda Rojava ile ABD arasında askeri, ekonomik ve siyasi anlaşmaların yapılacağını söyleyen SDG sözcüsü Talal Silo, İncirlik’i kastederek “ileride Amerika’nın Türkiye’deki üssünün yerini Suriye’nin alacağını” tahmin etti.

Yazara göre Suriye’de, Rusların yanı sıra Esad’ın müttefiki olan İran askerleri ve Hizbullah militanlarının daimi üsleri bulunuyor. Öte yandan El Bab bölgesinde Esad karşıtı grupları destekleyen Türk askerleri yer alıyor. Alman gazetecilerine göre El Bab’ı ele geçirirken TSK 10 adet Leopard tankı ve 59 askeri kaybetmiş. Aynı zamanda Ankara, Moskova ve Tahran’ın arasındaki anlaşma uyarınca bölgede barış sağlayacak olan Türk askerleri İdlib’e yerleşecekti. Ne var ki “El Nusra” ile Ankara destekli “Ahraruş Şam” arasındaki şiddetli çarpışmalar yüzünden TSK İdlib’e henüz girmedi.

Gazeta.ru’ya konuşan Rusya Federasyonu’nda Milli ve Kültür Kürt Otonomisi Başkanı Farhat Patiyev’e göre Suriye savaşını sona erdirecek güçler Rusya ve ABD. Krizin siyasi çözümünde sadece o iki ülkenin barış sürecini garanti altına alabileceğini dile getiren Patiyev, olası yeni çarpışmanın Amerikan üslerinden kaynaklanmayacağını söyledi. Ancak Esad’a düşman gözüyle bakan Washington, kontrol ettiği muhalif grupları Şam yönetimine karşı yeni savaşa kışkırtabilir.

Ortadoğu’da üniter devletlerin kalıcı olamayacağını iddia eden Patiyev’e göre, yeni Suriye’nin federatif bir devlet olmasını talep eden Rojava Kürtlere katıldı. Patiyev bu açıdan ABD üslerinin, Esad’ın otoriter rejimi yeniden kurmasına, Rus üslerinin ise “Türkiye’nin Suriye ve Suriye Kürdistanı’nın egemenliğini kısıtlama girişimlerine” engel olacağını belirtti.

Gazetenin mikrofon uzattığı “Yezidi Press” Genel Yayın Yönetmeni Rustam Rzgoyan ise Suriye Kürtlerinin, sadece ve sadece Amerika’nın kullandığı siyasi bir araç olduğunu iddia etti. Kendisine göre ülkede Esad’a karşı koyabilecek başka bir güç yok. Dolayısıyla IŞİD’e karşı kazanılan zafer, Suriye’de ABD destekli Kürtler ile Esad rejimi arasında şiddetli bir savaşa yol açabilir. Rzgoyan, “Bugün ABD ve Kürtler müttefiktir ama ileride Washington, PKK yanlısı Kürtler için Türkiye ile olan ilişkilerini feda etmez” dedi.

Suriye’deki durumu değerlendiren EADaily yorumcularından Alyona Bajova, Amerika’nın Kürtlerle ilişkilerini yazdı. Yazara göre sınıra 25 bin asker yığdıran Türkiye, haziran ayından bu yana “Suriye’nin Kürt bölgelerinde” yeni bir harekat yapmaya hazırlanırken “Kürtleri frenlemeye” çalışan Erdoğan müttefik arayışına daldı. Hatta Türkiye kadar Kürt bölücülüğünden çekinen İran ile birlik kuruldu ve iki ülke Irak ile Suriye’de Kürtlere karşı ortak operasyon yürütme kararına vardı. Bu gidişatla Katar krizi patlak verince meydana gelen Tahran-Doha-Ankara ekseni Amerika’ya daha çok rahatsızlık verebilir. Bu arada Suriye’nin kuzeydoğusunda 12 askeri üs kuran ABD bölgeye kök salmaya çalışıyor.

Amerika’nın askeri yardımını devamlı almaya muhtaç Kürtler, Rakka’yı kurtarmakta acele etmiyor. Bu durum devam ederse Suriye sivil savaşı Şam’ın Kürtlerle çatışmasına dönüşebilir. Donald Trump, Suriye’yi Balkanlaştırmaya çaba harcayan Amerikan “derin devleti”ne karşı koyamazsa savaş uzun sürer. İsrail de Amerika’nın kontrol ettiği “kardeş” Kürt otonomisine sıcak bakıyor.

Bajova, öte yandan Kürtlerin bağımsızlığını kabul etmeyen bölge ülkeleri büyük ihtimalle ABD’nin planlarını er geç suya düşürecek, dedi.

REGNUM sitesinde yazısı çıkan Stanislav Tarasov, Irak Kürdistanı’nda yapılacak referandumun, çoğu “yapay” olarak kurulan Ortadoğu ülkelerinin birkaçında “domino etkisi” yaratarak onların parçalanmasına yol açabileceğini iddia etti.

Yazara göre Suriye Kürtleri de özerklik elde ederlerse İran ve Türkiye Kürtleri buna seyirci kalmayabilir. Ortadoğu, Kafkas ve Orta Asya’da birkaç Türki devlet varken “Arap Baharı”nın sonucu bölgede birden fazla Kürt devletinin oluşumu gayet mümkündür.

Bu tahminle yetinmeyen uzman, yakında Kafkaslar’da ve Ortadoğu’da üç Ermeni devletini de görebileceğimizi öne sürdü.

Aynı sitede yazısı yayımlanan Boris Martsinkeviç, Rusya’nın Türkiye ile ilişkilerinde Akkuyu Nükleer Santrali’nin önemli bir yer tuttuğunu söyledi. 2010’da imzalanan Akkuyu’nun proje maliyeti 20 milyar dolar, işleme süresi 60 yıl ve 200’e yakın Türk öğrenci nükleer enerji alanında Rusya’da eğitim alıyor. Yazara göre bu şekilde Türkiye, Erdoğan’ın kararıyla uzun süre için “Rusya’nın teknik ve bilimsel nüfuzuna” girmiş oldu.

Yazara göre 2013’ten itibaren Suriye yüzünden bozulmaya başlayan Rus-Türk ilişkileri, 2015’te uçak krizi ile kopma noktasına gelirken bile siyasi gerilim projeyi etkilemedi. Nihayet 2016’da yazarın deyişiyle “Osmanlı gururunu bir kenara bırakan” Ankara, “normalleşmeye giden yolda” gerekli adımları atarak ikili ilişkilere iyileşme trendini yakalattı.

Akkuyu’nun ana özelliği, nükleer alanda dünya tarihinde ilk «build — own — operate» (yap – sahip ol – işlet) modelinin uygulanması. Bu demek ki faaliyette olduğu sürece hem nükleer santral, hem ürettiği enerji Rusya’nın malı olacak. Başka deyişle Türkiye’nin Rusya’ya var olan güveni kayıtsız ve şartsız hale geliyor. Üstelik 2023’te 100’üncü yılına nükleer bir devlet olarak girmek isteyen Türkiye Cumhuriyeti, projeyi o tarihe yetiştirmek için elinden geleni yapıyor.

Martsinkeviç, projenin özelliklerine ve “dokunmazlığına” bakarsak Suriye’deki Rusya’nın Türkiye ile ortak hareketlerini, Ankara’nın Almanya’ya karşı aldığı tavır ve İran ile iyileşen ilişkilerini başka açıdan görmemiz lazım, diye yazısını noktaladı.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.