11 Aralık 2017
  • İstanbul13°C
  • Diyarbakır10°C
  • Ankara10°C
  • İzmir15°C
  • Berlin2°C

KÜRDİSTAN REFERANDUMU: ŞİMDİ NE OLACAK?

Amberin Zaman

01 Ekim 2017 Pazar 00:50

Mesut Barzani öncülüğünde gerçekleşen Irak Kürdistanı referandumu sonrası tablo, hangi açıdan bakarsanız bakın, çelişki ve açmazlarla dolu.

Dün Bağdat hükümetinin talimatı doğrultusunda bölgeye uluslararası uçuşlar yasaklandı. Bağdat’ın bu hamlesini onaylarcasına ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ABD’nin referandumu tanımadığını yeni bir açıklamayla yineledi. Hızını alamayan Tillerson ‘tek taraflı’ referandumun sonuçlarını da gayrı meşru ilan etti.

Benzer şekilde referandumu geçersiz saydığını devamlı tekrarlayan Ankara, Bağdat yönetimiyle birlikte sınırda ortak askeri tatbikatlar düzenlerken, Irak Kürdistanı’na açılan Habur Sınır Kapısı’na alternatifler arıyor. Dahası Irak gümrük memurlarının Türkiye-Irak sınırının Türkiye tarafına konuşlandırılmasından söz ediliyor. Zira Kürt tarafında asker bulundurmak için peşmergelerle çatışmaya girmek gerekebilir. Aynı uygulama İran- Irak Kürdistanı sınırı için tasarlanıyor. Eğer hayata geçerse bu, uluslararası literatürde bir ilk olacak. Zira bir ülkenin, Irak’ın sınırları komşularının rızasıyla genişlemiş olacak!

Bugün ise İran ve Irak yine Kürt bölgesiyle sınırda ortak tatbikatlar düzenlemeye başladı.

Peki tüm bu gövde gösterileri sonucunda Mesut Barzani’den tam olarak ne yapması bekleniyor? “Ay pardon, biz hata ettik, katılımın yüzde 73 ve ‘Evet’ oylarının yüzde 93 olduğu referandumu yok sayıyoruz” demesi mi?

Bu soruyu ABD’li yetkililere yönelttiğimde tatmin edici cevapları yok. Sadece Kürtlerin Bağdat’la aralarındaki sorunları çözmek üzere yeniden masaya oturmasını istediklerini yineliyorlar.

Oysa Barzani bağımsızlığın koşullarını tartışmak dışında Bağdat ile müzakere edilecek herhangi bir konu olmadığı yönündeki ısrarını sürdürüyor. Irak Başbakanı Haydar el Abadi ise Kürtlerle bağımsızlığı tartışmanın asla söz konusu olamayacağını deklare etti.

Bu arada taraflar arasında arabuluculuğa soyunan Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı İyad Allavi, krizi çözmeye yönelik altı maddelik bir plan sundu. Birleşmiş Milletler’in desteğini de talep eden plan, krizin çatışmaya dönüşmemesi ve komşu ülkelerin olası müdahalelerini önlemeye yönelik bazı tedbirler sıralıyor.

Ancak perşembe günü açıklanan plan, Kürdistan’ın bağımsızlığından söz etmiyor. Tam tersi eşit vatandaşlık ve milli barış vurgusu, sorunların Irak’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülmesi gerektiğini ima ediyor. Buna rağmen Allavi, Barzani’den olumlu cevap aldığını açıkladı.

Fakat bugün görüştüğüm Mesut Barzani’ye yakın kaynaklar Kürt liderinin bağımsızlık konusunda ‘milim kıpırdamadığını’ ifade ediyor. Dolayısıyla Allavi’nin bu girişimi havada kalacağa benziyor.

Belirsizlik had safhada. Durumu özetleyecek olursak bize yansıyanlar şöyle:

Washington cephesi

Washington sözünün dinlenmemesinin tam da uyardığı biçimde, Kürtler açısından ‘kötü neticeler’ doğuracağını Barzani’nin gözüne sokmaya devam edecek.

ABD’ye göre İran’ın nüfusunu sınırlamanın yolu Erbil’den değil, Bağdat’tan geçiyor; dolayısıyla elinden geldiği kadar İran yanlısı rakiplerine karşı el Abadi’yi kollaması gerekiyor. Referandum Washington’un bu planlarını alt üst etti.

Iraklı Kürtler Washington’un bu tutumunun baş sorumlusu olarak Brett McGurk’ü görüyor.

McGurk’ün resmi görevi ABD başkanının IŞİD karşıtı koalisyonu nezdindeki temsilciliği. Ancak fiiliyatta Washington’un Irak politikasını ve kısmen de olsa Suriye politikasını McGurk yönetiyor.

Anlaşılan referandum öncesi Barzani’ye sunduğu ‘ABD’nin himayesinde Bağdat’la diyalog’ teklifinin Kürt lider tarafından reddedilmesi ABD’li diplomatın öfkesini kabarttı. Oysa Barzani bağımsızlığı içermeyen herhangi bir müzakereye yanaşmayacağını defalarca vurgulamıştı. Ve her ne kadar bazı ABD medya organları McGurk’ün sunduğu paketin bağımsızlık maddesini içerdiğini iddia etse de Kürtlere göre bu, gerçeği yansıtmıyor.

Washington şimdilik Barzani’yi ‘cezalandırma’ görevini Türkiye’ye ihale etmeye bakıyor. Dikkat ettiyseniz Türkiye’nin Irak’la gümrükler konusundaki görüşmelerine pek ses çıkartmıyor. Aksine, teşvik ettiği gelen bilgiler arasında. Zira ancak bu sayede Bağdat, Ankara ve Tahran’ın tepkisinin dinebileceği görüşü hakim. Iraklı Kürtlerin bunu kabul edip etmeyeceği ise kocaman bir soru işareti. Öte yandan, Pentagon’un peşmergelere verdiği yardımın kesilmesi düşük olasılık.

Ankara cephesi

Iraklı Kürtler sürecin başından beri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı yanlış okumuşa benziyor. Rojava’da PKK sempatizanı Kürtlerin kazanımlarının ve 15 Temmuz darbe kalkışmasının Türkiye’deki tehdit algısını ve siyasi dengeleri ne denli değiştirdiğini kavrayamadılar.

Erdoğan referanduma ilişkin “Böyle bir yanlışa düşeceğine ihtimal vermiyorduk, demek yanılmışız” derken kuvvetle muhtemel gerçeği söylüyordu. Çünkü belki Erdoğan’ın sempatiyle yaklaştığı Neçirvan Barzani kendisine amcası Mesut’u referandumdan caydırabileceğini söylemiştir. Erdoğan da inanmıştır, çünkü kıvrak zekası ve ikna kabiliyetiyle anılan Neçirvan tuttuğunu koparan biri. Bilemeyiz.

Her hâlükârda Mesut Barzani temmuz ayında Avrupa başkentlerinde referanduma destek arayışındayken Erdoğan’ın “Ankara’ya gel” çağrısına olumlu cevap verseydi, aradaki iletişim sorunları giderilir, her iki taraf pozisyonunu net olarak ortaya koyabilirdi. Bir sonraki adımlarını da buna göre hesaplar ve atardı.

Buna rağmen Türkiye Irak Kürdistanı’ına henüz herhangi dişe dokunur yaptırımda bulunmadı. Evet, KDP temsilcisini sınır dışı etti. Irak Kürdistanı kanallarını TÜRKSAT uydusundan çıkarttı. Bölgeye uçak seferlerini iptal etti ama Bağdat hava sahasını kapattığı için. Habur henüz kapanmadı. Ne de Kürdistan’ın can damarı petrol boru hattı…

Türkiye kötü polis görevini Bağdat ve Tahran’a ihale etmiş görünüyor. Çünkü biliyor ki Iraklı Kürtlerin aleyhine atacağı her adım Türkiye’nin iç barışını daha da çatırdatacak. Askeri müdahale dünya kamuoyunu tümüyle Kürtlerin lehine çevirecek. Kürtlerle ekonomik ilişkilerin bozulmasının Türkiye’ye vereceği zarar ise Ankara’nın frene basmasının başlıca nedenlerinden biri.

Bir de Ankara ile Washington arasında dinmek bilmeyen bir güven sorunu var. “Ya Washington aramızı bozup sonra gidip Kürtlerle barışırsa?” sorusu akıllarda. ABD’nin sözlerle sınırlı tepkilerini yetersiz buluyor. Ama ABD’li yetkililere tam olarak Kürtlere ne yapmalarını istediğini de açıklamıyor.

Tahran cephesi

En zor okunan ülkelerden biri İran. Fakat Irak Kürdistanı’nın bağımsızlığından en çok çekinen ülke olduğu net. Bağımsız Kürdistan’ın bir ABD ve İsrail uydusu olacağına inanıyor. Ve İran’da en yaşayan en az 7 milyon Kürdü ayaklandırma suretiyle rejimi devirmeye çalışacağına…

Yine de İran’ın Iraklı Kürtlere yönelik askeri müdahalede bulunması düşük bir ihtimal.

Peki kendi güdümündeki Şii milisleri peşmergelerin üzerine salar m? Bu durumda ABD ne yapar? Esas soru bu.

ABD’li kaynaklar Şii milislerin Kürtlere saldırmaları durumunda Washington’un seyirci kalmasının mümkün olmayacağını vurguluyor. Tam da bu yüzden İran’ın bu kartı kullanmaktan sakınacağı tahmin ediliyor. Aslında İran’ın elindeki en değerli kozlardan biri Iraklı Kürtlerin kendisi. Daha ziyade kendisiyle Barzani’ye karşı taktiksel işbirliği yapan kimi Süleymaniye merkezli politikacılar. Dış baskıların doğurduğu ekonomik sıkıntılar arttıkça hasımları, İran’ın da dürtmesiyle faturayı tümüyle Barzani’ye yıkmaya bakacaktır. (Diken)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.