20 Kasım 2017
  • İstanbul7°C
  • Diyarbakır12°C
  • Ankara9°C
  • İzmir10°C
  • Berlin5°C

İSLAMCILAR, AVRASYACILAR VE KÜRDİSTAN

Mesut Yeğen

18 Haziran 2017 Pazar 20:24

Ergenekoncuların büyük kısmı, bilhassa da Avrasyacılar baştan beri tutarlı ve ‘adil’ oldu: Gündeme gelmedikleri için İran Kürdlerine sardırmadılar, lakin Türkiye Kürdleri için ne düşündü, ne hissetti ne önerdilerse, Irak ve Suriye Kürdleri için de onu düşündü, onu hissetti, onu önerdiler. Avrasyacılara göre Irak ve Suriye Kürdleri de Türkiye’dekiler gibi mensubu oldukları devlet, tabisi oldukları rejim, Saddam ya da Esad neyi uygun görüyorsa ona razı olmalıydılar. Yani asimilasyona. Avrasyacılara göre Türkiye Kürdleri Türkleşmeli, Irak ve Suriye Kürdleri de Araplaşmalıydı. Türkleşmeye, Araplaşmaya itiraz eden Kürdler iyi ihtimalle henüz Türkleşmenin ya da Araplaşmanın nimetlerini fark edemeyecek kadar geleneksel, kötü ihtimal Batı’nın maşası olacak kadar bozguncuydular ve tedip edilmeleri kaçınılmazdı. Tutarlı ve ‘adil’ olduklarından bir zamanlar herkesle beraber aşiret lideri çapulcular diye küçümsedikleri Barzani ya da Talabani Türkiye’de resmi törenlerle karşılandığında ya da Salih Müslim Türkiye’ye davet edildiğinde devleti idare edenlere amansızca muhalefet ettiler. Türkiye, İran ve Irak’ın hep beraber Kürdleri cenderede tuttuğu Sadabad zamanlarına, Asrı Saadete dönmek idealinden hiç vazgeçmediler.

İslamcılar içinse (şu kibirli terkiple) ‘ümmetin yetimlerinin’, Kürdlerin birden çok çehresi oldu. Türkiye’dekilerinin bir kısmı milliyetçiliğe, solculuğa, sekülerliğe meyletmiş olsa da çoğu halen geleneksel müminlerdendi. Devlete biraz fazla itaatsizlik etmişlerse, bu İslamcıları da ezmiş seküler Cumhuriyetin aşırılıkları yüzündendi. İslamcılarla idare olunan müşfik bir devlette bu aşırılıklar kendiliğinden buharlaşırdı. Kaldı ki bir de Irak Kürdleri, KDP ve Barzani vardı; hem daha az seküler, hem de İslamcılarla idare edilen Türkiye devletinin bölgedeki sadık müttefiki Kürdler. Hülasa, İslamcılar Avrasyacılar gibi değildi, onların makbul Kürdleri, makbul olmayan Kürdleri vardı. Türkiye Kürdlerinin HDP ve PKK’den uzak duranları, Irak Kürdleri, KDP’li Kürdler, Barzani makbul Kürdlerdendi.

Vaziyet değişiyor malum. İslamcılar makbul Kürdlerden eskisi kadar emin değil. HDP ve PKK’den uzak duran dindar ve İslamcı Kürdlerin bir kısmı “Kürd yok, ümmet var” ya da “önce İslamlık, Kürdlük değil” fikrine yeterince yanaşmayınca İslamcıların kaşları çatılır oldu. Arada İslamcı, dindar Kürdlere aba altında sopa gösterenler bile olduysa da genellikle serinkanlılıktan vazgeçilmedi ve meselenin büyütülmemesine dikkat edildi. Ne var ki, Kürdistan Bölgesel Yönetiminin 25 Eylül’de bağımsızlık ilanı için referandum yapmaya karar vermiş olması İslamcıların serinkanlılığına son vermiş görünüyor. Barzani’nin bağımsız Kürdistan yolunda kararlı olduğu ortaya çıkınca İslamcıların makbul Kürdlerden duyduğu endişe yerini yer yer husumete terk etti. Öyle ki, KBY’nin referandum kararından beridir İslamcı münevverlerin epey bir kısmıyla Avrasyacı münevverlerin Irak Kürdlerine bakışı arasında bir fark kalmamış görünüyor. Avrasyacı münevverler gibi İslamcı münevverler de Barzani dahil Irak Kürdlerini ABD’nin bölgedeki koçbaşı, Irak Kürdistanı’nın muhtemel bağımsızlığını ise bölgede ikinci bir İsrail’in kurulması olarak görüyor. Avrasyacılar gibi İslamcılar da Kürdlere “Tahran, Bağdat, Ankara bir olur, gününüzü gösteririz” tadında tehditler savuruyor bugünlerde. 

Ümmetin yetimleri olarak gördükleri Kürdlere ümmetin selameti umurunda olmayan Avrasyacılarla aynı gözlüklerle bakmak, Avrasyacılarla beraber Sadabad zamanları hayalinin peşine düşmek İslamcıların elbette kendi bilecekleri iş. Lakin, Avrasyacılarla bu karşılıklı taktik beraberlik biraz daha uzun sürerse İslamcılıktan kala kala ‘jeopolitik bir milliyetçilik’ kalacağa benziyor. (IMPNews)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.