13 Aralık 2018
  • İstanbul8°C
  • Diyarbakır6°C
  • Ankara-2°C
  • İzmir6°C
  • Berlin2°C

HALKIM…

Ersin Tek

08 Mart 2018 Perşembe 12:12

Gözyaşları aydınlatıyor ülkemin karanlık tarihini.

Halkım ağır aksak ilerliyor hayatın kanlı karelerinde.

Kimi zaman şehirlerde sebepsizce vurulup düşüyorlar, kimi zaman düşenleri topluyorlar.

Hep destansı direnişlerde yalnız başlarına güneşin doğuşunu seyrediyorlar.

Masallara tutunup kirlenmemiş bir dünya düşlüyorlar.

Bitimsiz ihanetlerin kollarında durmadan bağımsızlık arayıp duruyorlar…
 

Çok mudur bu istedikleri onu da bilemiyorum.


Kuş tüyü yastıklarda delice yaşamak değil onlarınki.

Yorgun savaşçılar misali her an acıyı emiyorlar bedenleriyle.

Her birinin gönül evinde bir acı yanıyor biliyorum.

Benim de yanıyor.

Yüreklerindeki yangını söndürecek olan o özgür ve bağımsız ülkenin hayalini büyütüyorlar.

Yaşamlarını bu hayalle sürdürüyorlar.

Ve bu hayal yüzünden acımasızca vuruluyorlar.

Katlediliyorlar.

Ölüyorlar.

Yine ölüyorlar.

Hep ölüyorlar.

Paylarına düşen yalnızca ölüm...

 

Her millet kendisine emperyalizmin teslimiyetçi yollarında devlet ekerken, onlar korkusuz ölümlerini haykırıyorlar yanık ağıtlarda.

Bu yüzyılda da çocuklarını ölümün karanlığına uğurlayıp umuda gebe kalıyorlar her sabah…

 

Ortadoğu’nun lanetli yüzüne çarpıyor kimsesiz halkım.

Bilinmezliğe yürüyorlar diplomatik yalanlara çarpa çarpa.

Tüketiyorlar kahramanlıklarını modern silahların gölgesinde.

Düşüyorlar, ölüyorlar, eksiliyorlar.

Çaresizliğe itiliyorlar.

Fakat her şeye inat direniyorlar.

Pes etmiyorlar.

Diz çökmüyorlar düşmanlarının hadsiz tehditlerine.

Hayalle diriltiyorlar içlerindeki o haritasız ülkeyi…

 

Büyük mutlulukların peşinde değiller; bir hayalin verdiği bir tutam umutla yaşıyorlar.

Süslü cümlelerin zengin satırları yetmez onları anlatmaya.

Mem û Zîn’in trajedi kokan yoksul dizelerinde yaşıyorlar hayatı.

Kaderleri midir bu bilinmez.

Değişmiyor.

Değişmiyorlar.

Birlik olamıyorlar hiçbir zaman.

Bencil de olamıyorlar.

Her şeylerini, komşularının tatlı bir yalanı için feda etmeye hazırlar.

Bedelini de ödüyorlar.

Hem de fazlasıyla…

 

Başkaları için kolayca ölüme hazırken, nasıl özgür olabilirler ki?..

 

Ülkelerinin esaret dolu topraklarına bağımsızlık ekecek güçleri yokken, nasıl özgürlük kokan başakları biçebilirler?..

 

Sitemler, cevapsız sorular…

Halkım…

 

Heybesinde içsel çelişkiler ve solan umutlar hep yanyana durur.

Ne zaman özgürlüğe and içse, ideolojik ahmaklık ve nifak hançeri ışıldar göğsünün derinliklerinde.

Tek suçlu da kendisidir.

Hiçbir zaman kendi yanlışına isyan etmedi.

Ama her seferinde umudun içindeki köleliğe razı oldu.

Hep dağları dost bilip kendi şehirlerinde esarete mahkûm kaldı.

Aldatıldı.

Satıldı.

Yenildi.

Ezildi.

Ve durmadan kaybetmek için mücadele etti.

Kaybetti.

Her sabah yeni kaybedişlere uyandı.

Yarım kaldı hayalleri.

Hep sürgün hep ölüydü kahramanları.

Evet, yaşamak için savaşmak gerekirdi.

Ve kazanmak için mücadele.

Oysa o, hep yenik başladı kavgalara; ya erken davrandı, ya da hep geç kaldı…

 

Hep devletsiz kalan kendisiydi.

Yalnızca kendisi…

Böyle olmamalıydı sonu…


Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.