19 Ağustos 2017
  • İstanbul24°C
  • Diyarbakır22°C
  • Ankara18°C
  • İzmir26°C
  • Berlin17°C

NÜKLEER TERÖRİZM VE İRAN

Washington, nükleer silahı olmayan İran'a karşı açıkça nükleer silahı kullanacağını beyan etti.

Nükleer terörizm ve İran

24 Nisan 2010 Cumartesi 17:16

Kayhan Barzegar / Iran Review

Obama yönetiminin yayınladığı Nuclear Posture Review’da (NPR) yer alan “nükleer terörizm” konusu üzerindeki vurgu, Ortadoğu’nun ve kürenin nükleer silahlardan arındırılmasıyla ve diğer ulusların nükleer enerji kullanımının engellenmesiyle yakından ilgilidir. ABD güvenliğini küresel güvenliğe ve Ortadoğu güvenliğine bağlayan Obama yönetimi, ABD’nin dünyadaki hegemonik rolünü yeniden tanımlamayı amaçlıyor. Bu politika, selefi George W. Bush yönetiminin tektaraflı politikalarına uygundur ama Obama’nın “değişim” politikasıyla apaçık çatışma içindedir.

NPR’de kayda değer iki husus var. Birincisi, ABD, İran ve K.Kore hâriç, nükleer silahı olmayan devletlere karşı nükleer silah kullanmayacak. Söz konusu olan İran olduğunda, Washington’ın nükleer silahı olmayan bir devleti resmi doktrininde açıkça tehdit ettiği bir ilktir bu. Bu kavram büsbütün Soğuk Savaş dönemine aittir ve ABD’nin, nükleer silahları caydırıcılık politikasının köşe taşı olarak gördüğünü ispatlamaktadır. Nükleer silahların kullanımı üzerindeki vurgu, küresel silahsızlanma yolunda, özellikle de istikrarsız bir bölge olan Ortadoğu’nun silahsızlanması yolunda vahim bir engeldir.

Bunun yanında, nükleer caydırıcı gücün diğer ülkeleri tehdit etmek için kullanılması, Obama yönetiminin küresel barışın güçlendirilmesi ve güvenliğin artırılması gibi beyan edilmiş amaçlarıyla çelişmektedir çünkü caydırıcılık bir tehdit faktörü olarak kullanıldığında, diğer ülkeler her türlü araca başvurarak bu tür tehditlere engel olmayı hak telakki edeceklerdir. Aslında, meşru müdaafa politikalarını haklı kılacak sağlam gerekçeler sunmaktadır. Dolayısıyla, Obama yeni nükleer tavrın küresel barışı biraz daha pekiştirdiğini iddia etse de, şu eski tehdit politikasına dayalıdır ve tanıtım maksadıyla yeni ambalaja sarılmıştır.

İkincisi ve daha önemlisi, yeni stratejinin nükleer terörizm üzerindeki vurgusudur. Obama, terörist grupların nükleer silahlara erişiminin “kısa, orta ve uzun vade’de ABD’ye yönelik en büyük tek tehdit olduğunu” savunuyor. Washington’daki nükleer zirvenin merkez noktasında bu vardı. Nükleer terörizm kavramına odaklanılması, ABD güvenlik stratejisinin yeniden tanımlanmasıdır ve ABD üstünlüğünü muhafazayı amaçlamaktadır. 11 Eylül saldırılarının ardından teröre karşı küresel savaş, ABD ulusal güvenlik stratejisinde bir kilometre taşı olmuştur. George W. Bush yönetimi bu bahaneyle ABD ve dünya güvenliğini Ortadoğu güvenliğine bağladı ve neticede Afganistan ve Irak’taki savaşlar başladı. Şimdi de Obama o politikayı bir adım öteye taşıyor ve ABD güvenliğini tehlikeye atan en önemli asimetrik tehdit olarak daha ileri düzeyde bir tehdide, nükleer terörizme bağlıyor.

Burada önemli olan nokta, “nükleer terörizm” kavramının, dünyada “birbirine bağlı güvenlik” kavramına doğrudan bağlanmasıdır. Bu stratejiye göre, ABD güvenliği, küresel güvenliğe eşdeğerdir ve onun merkezinde de Ortadoğu güvenliği vardır. ABD’nin, teröristlerin nükleer silahlara veya nükleer materyallere asla erişmemelerini sağlamak ve uluslararası câmiaya yönelik sözümona en büyük tehdide karşı savaşmak adına diğer ulusları kendi liderliğini kabule niçin ikna etmeye çalıştığını açıklamaktadır. ABD tedbirlerine - Bush başkanlığı sırasında kaybedilen - uluslararası meşruiyet de bahşedecektir bu.

ABD, nükleer terörizmi nükleer stratejiye dâhil etmekle, küresel güvenliğe yönelik tehditleri genişçe yorumlayacağı ve kendisinde diğer ulusların iç işlerine müdahale etme hakkı bulacağı bir ortam elde edecek. Bazı gözlemcilere göre nükleer terörizm tehdidi kasıtlı olarak abartılmıştır ve Obama yönetiminin küresel amaçları doğrultusunda kullanacağı yeni bir araçtır.

Bu arada, nükleer terörizm üzerine odaklanılması, kamuoyunu nükleer silahsızlanmadan ve ABD’nin nükleer silahsızlanmayı teşvik mükellefiyetinden uzaklaştıracaktır. Nükleer silahsızlanma, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve nükleer enerjinin barışçıl kullanımı, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşmasının üç sütunudur. ABD, diğer iki sütundan daha çok nükleer silahların yayılmasının önlenmesiyle ilgilenmiştir çünkü diğer ülkelerin nükleer enerjiye erişimini kısıtlayacağı ve bilhassa da İran gibi bağlantısız ülkeleri, peşlerinde oldukları topyekûn silahsızlanma çabasına odaklanmaktan men edecek bir kaldıraç sunmaktadır. Obama yönetiminin hazırladığı NPR, ABD’nin küresel liderliği muhafaza etmek için nükleer terörizme aşırı vurgu yapmak gibi yöntemsel araçlara başvurarak nasıl çalışacağının bir örneğidir.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.