25 Haziran 2017
  • İstanbul30°C
  • Diyarbakır36°C
  • Ankara27°C
  • İzmir37°C
  • Berlin19°C

KURDİSTAN VE ARAP DÜNYASI; GELECEĞE DAİR (I)

"Irak ve Suriye’nin bölünmesi yakınlaşırken dünya güçleri adalet adına olmasa dahi en azından istikrar adına komşu ülkelere bağımsız bir Kurdistan empoze etmek isteyecektir."

Kurdistan ve Arap Dünyası; Geleceğe dair (I)

13 Haziran 2017 Salı 12:05

Orta doğuda Kürt bölgesinde bir istikrar feneri olarak büyük görünmektedir. Güneyde Kurdistan’da süren sükunet ve bağımsızlık sürecine dair gelişme, dünyanın bu bölgesinde küçümsenecek bir şey değildir. Kurdistan henüz daha maden zenginliklerinden tam yararlanmamışken durum böyle. Buranın resmi olarak özgürleşmesi bu süreci daha da geliştirecek ve etkisi orta doğuya misal teşkil edecektir.

Şimdi Irak ve Suriye çarpık ve işlemez biçimde kurulduğuna ilişkin kanıtlara ihtiyaç yoktur, ihtiyacı olan tarihsel geçmişine baka bilir. Bu mantıkla da Kürtler, Bağımsız bir Kurdistan’ı hak etmektedirler. Irak ve Suriye’nin bölünmesi yakınlaşırken dünya güçleri adalet adına olmasa dahi en azından istikrar adına komşu ülkelere bağımsız bir Kurdistan empoze etmek isteyecektir.

Bağımsız Kurdistan konusunda Arap Aydın Örnekliği

Aşa­ğı­da Arap ay­dın­la­rın­dan ba­zı­la­rı­nın Arap ve Kürt ulus­la­rı­nın iliş­ki­le­ri üze­ri­ne yap­tık­la­rı de­ğer­len­dir­me­ler­den ba­zı ör­nek­ler alın­tı­la­ya­ca­ğız.

Bu onur­lu Arap­la­rın yaz­dık­la­rı­na ba­ka­rak Kürt­ler ulu­sal dav­ala­rı­na can­la baş­la sa­rıl­sın­lar di­ye, Dr. Şa­kir Has­bak şöy­le di­yor:

Bi­zim ka­na­ati­mi­ze gö­re Arap Kürt bir­li­ği şu son de­re­ce önem­li ger­çe­ği gör­mek du­ru­mun­da­dır. O da Kürt ulu­su­nun var­lı­ğı­nı ger­çek ve ek­sik­siz bir şe­kil­de ka­bul et­mek­tir. Ön­ce­ki hü­kü­met­le­rin yap­tı­ğı gi­bi sah­te bir ka­bul­den söz et­mi­yo­ruz. Çün­kü Arap Kürt bir­li­ği, Kürt­le­rin Arap ulu­su­nun için­de asi­mi­le edil­me­le­ri de­mek de­ğil­dir. Ger­çek­le­ri de­ğiş­tir­me­miz, on­la­rın ulu­sal kim­lik­le­ri­ne ve et­nik kö­ken­le­rin Arap ırk­çı­lı­ğı ya­pa­rak yak­laş­ma­mız bü­yük bir ha­ta olur. Ama on­la­rın Arap­lar­la bir­lik­te ha­re­ket et­me­le­ri, on­la­rın ken­di rı­za­la­rıy­la ola­bi­le­cek bir şey­dir. Gö­nül­lü bir­lik sağ­lan­dı­ğı za­man, on­la­rın Arap­la­rın, öz­gür ve sa­mi­mi des­tek­çi­le­ri ol­duk­la­rı açık bir şe­kil­de gö­rü­le­cek­tir. Bu du­rum­da Arap­la­rın da on­la­ra ay­nı şe­kil­de yak­laş­ma­la­rı, ay­nı kar­şı­lı­ğı ver­me­le­ri ge­re­kir. Arap­lar da Kürt­le­rin öz­gür ve sa­mi­mi des­tek­çi­le­ri ol­mak du­ru­mun­da­dır­lar. Çün­kü Arap­lar­la Kürt­le­rin iliş­ki­le­ri çı­ka­ra da­ya­lı ve ay­nı za­man­da ma­ne­vi bo­yut­la­rı olan bir iliş­ki­dir. Za­ten bu, di­ğer bü­tün ulus­la­rın iliş­ki­le­ri­ne ege­men olan ev­ren­sel bir ya­sa­dır. Çün­kü ulus­la­ra­ra­sı iliş­ki­ler sö­mü­rü esa­sı­na de­ğil, kar­deş­lik ve kar­şı­lık­lı çı­kar esa­sı­na da­ya­nır. Hiç kuş­ku­suz Kürt­le­rin ulu­sal kim­lik­le­ri­ni ta­nı­mak, Arap Kürt kar­deş­li­ği­ni da­ha da sağ­lam­laş­tı­ra­cak­tır.  ( D. Şa­kir Has­bak, el-Kurd ve’l Mes’ele­tu’l Kur­di­ye fi’l Iraq s. 84 Bi­rin­ci bas­kı, Şu­bat 1959.)

Dr.Has­bak de­vam­la şöy­le di­yor:

Bir kez da­ha söy­lü­yo­rum. Geç­miş ha­ta­la­rı tek­rar et­me­me­miz ge­re­kir. Bu­nun için de ta­ri­hi bir ger­çe­ği göz önün­de bu­lun­dur­ma­mız ge­re­kir. O da şu­dur: Kürt­ler son­ra­la­rı Irak’a ge­lip yer­leş­miş azın­lık­lar­dan bi­ri de­ğil­dir. tam ter­si­ne on­lar, bin­ler­ce yıl­dır bu­ra­da ya­şa­yan, bu­ra­nın asıl yer­li­le­ri­dir­ler. On­la­rın Irak üze­rin­de­ki hak­la­rı Arap­la­rın hak­la­rı­na eşit dü­zey­de­dir. Bu va­tan­da or­tak ol­du­ğu­mu­zu ka­bul et­ti­ği­mi­ze gö­re, bu or­tak­lı­ğı sağ­lam­laş­tır­ma­nın en iyi yo­lu­nu bul­ma­mız ge­rek­mek­te­dir. Eli­miz­de bir­bir­le­riy­le bir­lik oluş­tu­ran top­lu­luk­la­rın kur­duk­la­rı dev­let­ler­den bol­ca ör­nek var­dır. Çok ulus­lu bu dev­let­ler ida­ri ya­pı ba­kı­mın­dan biz­den da­ha ile­ri dü­zey­de­dir­ler. Ken­di ko­şul­la­rı­mı­zı da göz önün­de bu­lun­du­ra­rak bu dev­let­le­rin de­ne­yim­le­rin­den ya­rar­lan­ma­mız ge­re­kir. Dev­le­ti­mi­zi bu şe­kil­de sağ­lam te­mel­le­re da­ya­lı ola­rak kur­du­ğu­muz za­man, ki­şi­sel ih­ti­ras­lar ve tut­ku­lu ar­zu­lar onu sar­sa­ma­ya­cak, üze­rin­den yıl­lar geç­se de sağ­lam­lı­ğın­dan ve sar­sıl­maz­lı­ğın­dan bir şey kay­bet­me­ye­cek­tir. ( A.g.e. s. 86.)

De­mok­ra­si uğ­ru­na ver­di­ği mü­ca­de­le­siy­le ta­nı­nan Kürt dos­tu Üs­tat Aziz Şe­rif 1950 ta­ri­hin­de Irak’­ ta Kürt Me­se­le­si baş­lı­ğı al­tın­da sun­du­ğu de­ğer­li bir araş­tır­ma­dan şunu ifade etmektedir:

Dün­ya­da­ki her­han­gi bir halk gi­bi Kürt Hal­kı­nın da ken­di ka­de­ri­ni ta­yin et­me hak­kı var­dır. Kürt Hal­kı bu hak­kı, her­han­gi bir ırk­çı ge­rek­çe­den al­mı­yor. Kürt Hal­kı­nın bü­yük övünç tab­lo­la­rı var­dır. Bu övünç tab­lo­la­rı­nın kay­na­ğı ırk­çı da­ya­nak­lar­dan zi­ya­de, in­san­lık uy­gar­lı­ğı­na yap­tı­ğı kat­kı­lar­dan, öz­gür­lük uğ­ru­na ver­di­ği gör­kem­li sa­va­şım­dan kay­nak­la­nı­yor.” Başka bir ifadesi “Kürt me­se­le­sin­den söz edil­di­ği za­man, ulu­sal bü­tün­lük adı­na, Kürt­le­rin ken­di ka­der­le­ri­ni ta­yin et­me hak­la­rı­na yo­ğun sal­dı­rı­lar yö­nel­ti­lir”. 

Başka bir ifadesinde ise;

Arap­lar­la Kürt­ler ara­sın­da psi­ko­lo­jik bir ya­kın­lık var­dır. Bu psi­ko­lo­jik ya­kın­lık uzun ta­ri­hi dö­nem­le­ri kap­la­yan or­tak ta­rih­le­rin­den kay­nak­lan­mak­ta­dır. Ta­ri­hi az bu­çuk bi­len her Arap Se­la­had­din Ey­yu­bi’yi övün­dü­ğü geç­miş­le­rin­den bi­ri sa­yar. Bir Kürt de İs­lam ta­ri­hin­de te­ma­yüz et­miş Arap şah­si­yet­ler­le övü­nür. Arap­lar­la Kürt­ler ara­sın­da­ki ev­li­lik­ler, Sün­ni Arap­lar­la Şii Arap­lar ara­sın­da­ki ev­li­lik­ler­den da­ha faz­la­dır. Ama Arap­lar Kürt me­se­le­si kar­şı­sın­da yüz kı­zar­tı­cı bir ce­ha­let için­de­dir­ler. Kürt ulu­sal ha­re­ke­ti­ne yö­ne­lik gö­rüş res­mi gö­rü­şün ay­nı­sı­dır. O da Kürt­le­rin ‘Irak­lı’lı­ğı­nı ön­gö­rür. Bu gö­rü­şe gö­re, Kürt ulu­sal hak­la­rın­dan söz eden bir kim­se, Irak’ın bü­tün­lü­ğü­nün düş­ma­nı bir bö­lü­cü­dür. Ba­zen de on­lar için em­per­ya­list­le­rin uşa­ğı de­nir. Em­per­ya­liz­min Kürt ulu­sal ha­re­ket­le­riy­le sa­vaş­tı­ğı, üç ge­ri­ci ül­ke­nin sı­nır­la­rı için­de­ki Kürt ulu­sal ha­re­ket­le­ri­ni ken­di çı­kar­la­rı için bir teh­dit say­dı­ğı ger­çe­ği unu­tu­la­rak..”

Arap ka­mu­oyu­nun ya­nıl­tıl­ma­sı üze­rin­de aşa­ğı­da­ki üç un­sur et­ki­li ol­muş­tur.

  1. Arap şo­ve­nist­le­rin Kürt düş­man­lı­ğı
  2. Res­mi pro­pa­gan­da­lar
  3. Kürt ulu­sal ha­re­ke­ti­nin İn­gi­liz­ler­le iş­bir­li­ği içi­ne gir­di­ği­nin ba­zı kim­se­ler ta­ra­fın­dan savu­nul­muş ol­ma­sı (bu propaganda malesef Türkiye’nin Kürtler ile ilgili uyguladığı politik yansımadır,Arap aydını ve toplumu bunu fark etmiştir.)

Aziz Şe­rif araş­tır­ma­sı­nı sür­dü­re­rek Irak’ta­ki Kürt sorunun çö­zü­mü­nün aşa­ğı­da­ki hu­sus­la­ra bağ­lı ol­du­ğu­nu be­lir­tir:

Öz­gür­lük mü­ca­de­le­si ve­ren emek­çi Arap kit­le­le­ri, ay­rıl­ma ve ba­ğım­sız dev­let kur­ma hak­kı da da­hil ol­mak üze­re Kürt­le­rin ken­di ka­der­le­rin ta­yin et­me hak­kı­na sa­hip ol­duk­la­rı­nı ka­bul et­me­li ve bu mü­ca­de­le­ye des­tek ol­ma­lı­dır.” “Bu­na pa­ra­lel ola­rak ile­ri­ci Kürt sa­va­şım­cı­la­rı da Kürt kit­le­le­ri ara­sın­da­ki ay­rı­lık­çı eği­lim­le­re kar­şı mü­ca­de­le et­mek ve bu ko­şul­lar­da kit­le­le­ri Irak’ın bü­tün­lü­ğü için­de gö­nül­lü bir­lik­te­li­ğe da­vet et­mek du­ru­mun­da­dır­lar.”

Ab­dur­rah­man el-Bez­zaz da Kürt­ler­le il­gi­li ola­rak şun­la­rı söy­lü­yor:

Irak Kürt­le­ri, Ana­do­lu’nun bir kıs­mı­nı, İran’ın ku­zey­ba­tı ve gü­ney­ba­tı­sı­nı, ku­zey Irak’ın bir kıs­mı­nı, Sov­yet Cum­hu­ri­yet­le­rin­den Er­me­nis­tan’ın gü­ne­yin­de­ki kü­çük bir böl­ge­yi ve Su­ri­ye’nin ku­ze­yin­de ve ku­zey do­ğu­sun­da­ki da­ha kü­çük bir böl­ge­yi kap­la­yan ge­niş top­rak­lar­da ya­şa­yan bü­yük Kürt ulu­su­nun bir par­ça­sı­dır. Irak Kürt­le­rin­den bi­linç­li kim­se­ler, di­ğer bü­tün Kürt­ler gi­bi bu gün ulu­sal kim­lik­le­ri­nin her za­man­kin­den da­ha çok bi­lin­cin­de­dir­ler. Özel­lik­le bü­tün böl­ge­yi kap­la­yan mil­li­yet­çi uya­nış­tan son­ra, da­ha bir coş­kuy­la ulu­sal kim­lik­le­ri­ni fark et­ti­ler. Kürt­le­rin kom­şu­la­rı olan Arap­la­rın, Türk­le­rin ve İran­lı­la­rın ken­di ulu­sal kim­lik­le­ri­nin bi­lin­ci­ne var­ma, ken­di ulu­sal özel­lik­le­ri­ni be­lir­gin­leş­tir­me ve ulu­sal amaç­la­rı­nı ger­çek­leş­tir­me uğ­ru­na mü­ca­de­le et­me hak­kı­na sa­hip olur­ken, kom­şu­la­rı ve va­tan­daş­la­rı olan Kürt­le­rin bu hak­la­ra sa­hip ol­ma­la­rını in­kar et­me­le­ri in­saf ile bağ­daş­maz. ( Ab­dur­rah­man el-Bez­zaz, el-Iraq mi­ne’l ih­ti­lal ile’l istiqlal sh. 283 İkin­ci Bas­kı, Mat­ba­atu’l ani, Bağ­dat 1067.)

350-014.jpgOnurlu Arap ya­zar­la­rın­dan ba­zı­la­rı­nın ki­tap­la­rın­dan yap­tı­ğı­mız bu alın­tı­lar, hem Arap şovenist­le­re hemde ortadoğu bünyesinde varolan egemen devletlere ve­ri­le­cek en gü­zel cevaptır. Bölge devleytleri ırk­çı ta­as­su­ba ka­pıl­dık­la­rı için ha­ya­tın ve ta­ri­hin re­ali­te­si­ni göreme­mek­te­dir­ler.

Bu noktada Türk şovenistlere gerekli cevabı verecek Türk aydınları, bu Arap aydınları örnektir.  Bu nok­ta­da şu­nu vur­gu­la­mak is­te­rim. Kürt ulu­su şu an­da var olan di­na­mik bir toplum­dur. Or­ta­do­ğu böl­ge­sin­de ak­tif ola­rak var­lı­ğı­nı sür­dü­ren bü­yük top­lu­luk­lar­dan biridir.Ta­ri­hi bir al­dat­ma­ya ma­ruz kal­mış bir top­lum­dur. Ha­in ve al­çak­ça bir bö­lün­me­ye ta­bi tu­tul­muş­lar­dır. Kürt ulu­su ken­di saf­la­rı için­de baş gös­te­re­cek her tür­lü bö­lün­me­ye kar­şı savaşmak zo­run­da­dır. Bu­nun ya­nın­da kay­na­ğı ne olur­sa ol­sun her tür­lü asi­mi­las­yon gi­ri­şi­mi­ni bo­şa çı­kar­ma­la­rı da bir zo­run­lu­luk­tur. Bu ara­da Arap, Fars ve Türk kom­şu­la­rıy­la da en iyi kar­deş­lik yön­tem­le­ri­ni geliş­tir­me­le­ri de ta­ri­hi bir ge­rek­li­lik­tir.

Kürt Aydınına Mesud Barzani Örnekliği

13.03.2008 de Arap Parlamenterler Birliği Kongresi’nin Kurdistan’nin başkenti Hewler’de düzenlenmişti. Kurdistan halkının siyasi tarihinde çok önemli ve değerli bir olaydı. Bu Irak ve Kürdistan için büyük bir siyasi ve diplomatik başarıydı. Bununla önceki rejimin yıkılmasından sonraki Irak hakkında şuana kadar öyle bir aşinalığı olmayan Arap ülkelerinin görüşlerinde köklü bir değişiklik meydana geldi. Ve yine Kürdistan halkı ve liderliğinin tutumu bu kahraman halkın hakları karşısında yanlış bir görüşün oluşmasına izin vermedi. O gün den bugüne Kürt Arap ilişkisi tarihte ki gibi olması gereken ivmeye geri dönmeye başladı. Bu ilişkilerin bugün geldiği nokta Kürtlerin çıkarları için çok olumlu bir şekilde sonuçlanan meşru haklar konusunda tam bir anlayış hâkim oldu. Bu da Kürt ve Arap milletleri kendi içlerinde iftihar edebileceğimiz tarihi bir olaydır.

Sayın Mesud Barzani sorumlu olan herkesin her iş için atacağı ilk adım, inandığı öğretinin esasına göre, içinde yaşadığı değerli esrarengiz adadan (halka göre), Kürtlere uzanan, hem Kürtlerin adaya gidebileceği hem de Âlim, aydının o adadan Kürtlerin yanına gelebileceği bir bağlantı köprüsü kurdu. Bu köprüyü Kürtler ve Araplar arasında da oluşturdu. Ayrıca yine son birkaç yılda Arap toplumu içinde sivil toplum anlayışını da geliştirdi. Yukarıda zikrettiğimiz Arap ka­mu­oyu­nun yanıl­tıl­ma­sı üze­rin­de kurulu üç et­ki­li unsuruda izola ederek Arap toplumuna kalkınma ivmesi kazandırmıştır. Mesud Barzani sayesinde Kürt ve Arap ilişkisinde  Birinci kuşak ikinci kuşak arasında biçimsel ve gerçekler arasındaki fark daha iyi anlaşılmıştır. ideolojik cizgiler silikleşmiştir. Kültürel,sosyal ve iktisadi hakların yeni bir insan hakları kategorisi olarak genelleştirilmesi fikri Arap toplumunda yerleşmiştir. Bütün bu gelişmeler, birinci kuşak ve ikinci kuşak arasındaki bu farklılık kültürel, din’i, coğrafik bir sorun değil, siyasi, hukuki, hak ve özgürlükler sorunu olduğu pekiştirilmiş derinleştirilmiş ve ilişkilerde bir yumuşama noktasına varılmıştır. ( bu konuya daha geniş değineceğim)

Kuzey Kurdistan bağlamında; Nereden Başlayalım?

Nereden başlayalım? Sorusuna benim yanıtım, ne olursa olsun, İlk iş, böyle bir köprü kurmaktır. Kürt aydın da kendi milletinin içinde ve vicdanında yer almalıdır.

Eğer Hindistan’daysa Veda dinini ve Budizm’i doğru tanımalıdır. Çünkü Hint kültürü, Vedacılık kodları üzerinedir. Bu yüzden, Avrupalı tahsil görmüş modern bir toplumbilimci Hindistan’da hiçbir iş yapamaz. Gandi gibileri bir iş yapabilmişlerdir, ( Gandi milliyetçi bir hareketin hem kurucusu hem de partinin mensubudur)  Hint ruhunu ve Hint kültürünü anladıkları, tanıdıkları ve ona yakın oldukları için toplumlarına devinim kazandırmayı başarmışlardır.

Dolayısıyla, bizim Kürt aydınlarımızda kendi kültürüne baskın olan ruhun İslam’ın ruhu olduğunu anlamsı gerekir. İslam bu toplumun tarihini, olaylarını, altyapısını ve duygularını üretmiştir.

Bu noktada Saîdê Kurdî ilginç bir tespit yapar, “İslamiyet hissinin sadefi ve Kürtlükle memzuc olan milliyet fikrinin verdiği ders” dediğinde “bendeki gururu milliye” ye atıf yaparak, muhatap olan milletlerin bu gurudan ne anladığını önemsemez. Zira “hamiyet-i milliye ve hamiyet-i islamiyenin” ittifakından doğacak meyvenin bir Kurdistan olduguna vurgu yapar.

Saîdê Kurdî hürriyet ile milliyetçilik arasında direk bir bağlantı kurarken, “Zira hürriyet, milliyeti gösterdi ” ifadesiyle, “fikr-i hürriyetten istimdad ederek Kürtler ve umum âlem-i İslâm üzerine çökmüş olan istibdad-ı manevî-i umumînin perdelerini parça parça edeceğine de vurgu yapar. “Evet, bazı avamın hatırı için hakikatin hatırını kırmayacağım” sözleriyle “Hem de bir şimendiferin buhar kazanı delik-melik olsa, perişan ve hareketten muattal kalır. Hem de bir tespihin ipi kırılsa dağılır. Öyle de, bir şahs-ı manevî olan bir milletin kuvvet ve malının havuzu ve hazinesini boşaltan başlar; o milleti serseri, perişan ve mevcudiyetsiz edip, fikr-i milliyetin ipini kesip, parça parça ederler.” sözleriyle de aydın için yol gösterir. Eğer bu gerçekliğe vakıf almazsa, (pek çok aydınımızın vakıf olmadığı gibi) kendi yapmacık ve sınırlı ortamında tutuklu kalır.

Çünkü kendini dinsel inançlardan beri kılmaktadır, 19. ve 20. yüzyılın Orta doğusun da veya Avrupa’sında nefes almaktadır. Halkı tanımasında ve anlamasında yanlışa düştüğü için kabul göremez. Bu tutum ise Kürt aydınını İslam toplumunda dinle savaşmasından ötürü kitleyi aydının liderliğinden ürkütür ve nefret ettirir. O ise din karşıtı aydınların elinden kaçmak için, görünüşte dinin hamisi olan egemen Türk, Arap, Fars egemenliğinin sömürücü etkenlere sığınır. Bu şekilde halkın aydınla olan ilişkisi kesilmiş olur ve aydın yalnız kalır. İdeal bir aydın kişilik olarak günümüz temsilcisi Mesud Barzani Kürt halkında makes bulması bu konuda bize örnektir ve delildir.

Hüseyin Siyabend Aytemür
@huseynsiyabend


Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.