24 Ekim 2017
  • İstanbul19°C
  • Diyarbakır9°C
  • Ankara4°C
  • İzmir18°C
  • Berlin7°C

BEŞİKCİ: KERKÜK ELBETTE BİR KÜRD ŞEHRİDİR

Sosyolog İsmail Beşikci, Kerkük’te Kürdistan bayrağının göndere çekilmesine Irak, İran ve Türkiye’nin gösterdiği tepkiye değinerek, önemli olanın Kürdlerin Kürd bayrağı gibi temel konularda birlikte hareket etmeleri olduğunu söyledi.

Beşikci: Kerkük elbette bir Kürd şehridir

08 Nisan 2017 Cumartesi 14:40

Kerkük İl Meclisi’nin resmi kurumlarda Irak bayrağının yanında Kürdistan bayrağının asılması ve ardından alınan referandum kararıyla ilgili başlayan tartışmaları değerlendiren Sosyolog İsmail Beşikci, Kerkük'ün Kürdistan içinde yer aldığını ancak Kürdistan'dan koparıldığını söyledi.

Kerkük İl Meclisi’ndeki oy dağılımlarına dikkat çeken İsmail Beşikci, “Milli irade diyenler o oranlarına baksın” diyerek, “Kerkük elbette Kürdlerin yurdudur” dedi.

Beşikci, “Bazı Türk yazarları çeşitli vesilelerle İstanbul’un en büyük Kürd kenti olduğunu söylemekte. Diyelim İstanbul nüfusunun yüzde 25'i Kürd. Buna bakarak, 'İstanbul Kürd kentidir' denir mi? Kürdler böyle bir şey söylüyor mu?” sorularını sordu.

Kerkük'ün Kürdistan içinde yer aldığını ancak Kürdistan'dan koparıldığını ve IŞİD saldırısından sonra, Kerkük'ün Peşmerge tarafından korunduğunu söyleyen Beşikci, Peşmerge’nin Kerkük’ü savunmak için çok bedel ödediğini söyledi.

Kerkük’te Kürdistan bayrağının göndere çekilmesine Irak, İran ve Türkiye’nin gösterdiği tepkinin anlaşılabilir olduğunu söyleyen Sosyolog Beşikci, “Önemli olan, belirleyici olan Kürdlerin, Kürd bayrağı gibi temel konularda birlikte hareket ediyor olmalarıdır” dedi.

Sosyolog İsmail Beşikci’nin 1habervar.com'da yer alan röportajı şöyle:

-Kerkük’ün önemi nedir?

Kerkük Kürdistan içinde yer almaktadır. Ama Kürdistan’dan koparılmış bir şehirdir. Kerkük’te, Türkmenler, Araplar, Ezidi Kürdler, Asuri-Süryanilar de yaşamaktadır. Bütün etnik yapılar, kendi dillerini, kültürlerini korumakta, kendi ana dilleriyle eğitim yapmaktadır. Bu, Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından yasalarla garanti altına alınmıştır. Kerkük, İŞİD’in Kürdistan’a saldırısından beri, yani 2014 Haziran’ından beri Peşmerge tarafından korunmaktadır. Bu uğurda çok ağır bir bedel ödeyen Peşmergedir.

-Türk, Kürd ve Arapların Kerkük'teki ısrarı sadece petrole mi dayanmakta?

350-011.jpgKerkük, Kürdistan’dan koparılmış bir alandır. Bu ilişkilere kısaca bakmakta yarar var. Saddam Hüseyin yönetimi, 1970’lerde, Kerkük’ün nüfus yapısını değiştirmek için çok büyük çaba harcadı. Kürdleri, Kürdistan’dan, Kerkük’ten zorla, devlet terörüyle kopardı, Irak’ın güneyine, Arap çöllerine sürgün etti. Arapları da, Kürdlerden boşalan alanlara yerleştirmeye başladı. Gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, Baas yönetiminin çok önemli icraatlarından biri, Kürdistan’ın nüfus yapısını değiştirmek olarak görülmektedir. Güney Kürdistan’ı, Güneybatı Kürdistan’ı Arap anavatanı içinde göstermek, Baas yönetimlerinin gerek Irak’ta, gerek Suriye’de, çok büyük çabası olmuştur.

11 Mart 1970’te Kürdistan Demokrat Partisi Başkanı Mele Mustafa Barzani ile Irak Devrim Komuta Konseyi Başkan Yardımcısı (Başbakan) Saddam Hüseyin arasında, Kürdistan’ın özerkliği anlaşması yapılmıştır. Bu anlaşmada, Kerkük’le ilgili bir madde de vardı. Bu maddeye göre, 1974 yılına kadar Kerkük’te nüfus sayım yapılacak, o nüfus sayımının sonuçlarına göre Kerkük, Kürdistan’a veya merkezi Bağdat yönetimine bağlanacaktı. O nüfus sayımı yapılmadı. Nüfus sayımının yapılmamasının temel nedeni, sayımda Kürd nüfusun şüphesiz fazla çıkacağı endişesiydi. Nüfus sayımı yapılmadı ama Kürdleri Kerkük’ten, Kürdistan’dan devlet terörüyle koparma, boşalan yerlere Arapları yerleştirme politikası kararlı bir şekilde sürdürüldü.

20 Mart 2003’te ABD’nin Irak’a silahlı müdahalesinden sonra, yani Baas partisinin dağıtılmasından, Baas yönetiminin çökertilmesinden, el Muhaberat’ın etkisizleştirilmesinden, kitle imha silahlarının yok edilmesinden sonra durum değişti. Kürdistan Bölgesel Yönetimi kuruldu. Bu dönemde, Saddam Hüseyin tarafından Arap çöllerine sürgün edilen Kürdlerin bir kısmı yerlerine yurtlarına dönmeye başladı.

Ama Irak’a ABD müdahalesinden sonra gelişen şu ilişkilere de dikkat çekmek gerekir. Bu müdahaleden sonra yeni bir Irak anayasası yapıldı. 2005 tarihli bu anayasanın 140. Maddesinde, Kürdistan’dan koparılmış alanlarda sayım yapılacaktı. Bu sayıma göre, Kerkük, Şengal, Xanekin, Çemçemal gibi alanlar ya Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne katılacaktı veya merkezi Bağdat yönetimine bağlanacaktı. Anayasanın 140. Maddesi de yerine getirilmedi. Irak hükümetleri, özellikle el-Maliki hükümetleri bu sayımı yapmamak için büyük çaba harcadı. Böylece Irak anayasası çiğnendi. Başbakan Maliki, Saddam Hüseyin tarafından Kerkük’e yerleştirilmiş Arapların, Arap ailelerin, orayı terk etmemelerini istedi.

İŞİD Haziran 2014’de Musul’u ele geçirdi. Irak ordusu, hiç çatışmaya girmeden, Musul’u İŞİD’e bıraktı. O zaman Irak Başbakanı Nuri Maliki idi. İŞİD’e Kürdistan’a saldırmasını salık verdi. Halbuki Irak Ordusunun ikinci büyük karargahı Musul’daydı. Ordunun bütün silahları İŞİD’ın eline geçti. Musul’daki bankalar, merkez bankası, İŞİD’in eline geçti. Irak ordusu, Musul’dan çekildiği gibi Kerkük'ten de çekildi. Fakat Irak ordusu, Kerkük’ten çekilir çekilmez Kerkük, Peşmerge tarafından denetlenmeye başlandı. Peşmerge, İŞİD’i Kerkük’ten çıkarmak için çok büyük bir savaş verdi.

Tabi Kerkük, petrol bakımından da çok önemli bir bölgedir.

-İstanbul’da Kürdler yaşıyor diye ‘orası Kürd kentidir’ diyebilir miyiz? Demografik yapısı birçok kez değişen Kerkük, aslen kimin yurdudur?

Kerkük elbette Kürdlerin yurdudur, Kürd bölgesidir. Kerkük, hem nüfus olarak, hem coğrafi olarak Kürdistan’dır, Kürdistan’a dahildir. Kerkük’te, Türkmenler, Araplar, Ezdi Kürdler, Asuri-Süryaniler de yaşamaktadır. Şu ilişiklere dikkat çekmekte fayda var. Bazı Türk yazarları, çeşitli vesilelerle, İstanbul’un en büyük Kürd kenti olduğunu söylemektedir. 4 milyon kadar Kürdün İstanbul’da yaşadığı söylenmektedir. Diyelim İstanbul 16 milyon, 4 milyonu Kürd. Diyelim nüfusun yüzde 25'i Kürd. Buna bakarak, “İstanbul Kürd kentidir” denir mi? Kürdler böyle bir şey söylüyor mu?

Ama şu ilişkiyi dile getirmekte yarar vardır. Bugün 16 Nisan referandumu için gerek ‘Hayır’ demeye, gerek ‘Evet’ demeye hazırlananlar, İstanbul’da yaşayan 4 milyon Kürdün Kürd olmaktan, Kürd toplumunun bir üyesi olmaktan doğan hakları için ne düşünüyor? Türkmenlerin de, öbür etnik gurupların da, Kürdistan’da, Kerkük’te, bu hakları var. Ama “Kerkük’teki soydaşlarımızın yanındayız, Kerkük’teki soydaşlarımızı yalnız bırakmayacağız” diyenler, “o bayrak inmedikçe...” diye gösteri yapanlar, “Barzani’nin postu üzerinde dolaşmak”tan söz edenler, “en büyük Kürd kenti”ndeki, İstanbul’daki Kürdler için neden hak hukuk düşünemiyor? Bu ilişkilerin dikkatlerden uzak tutulmaması gereken temel sorusu budur.

“Kerkük’teki soydaşlarımızın yanındayız, Kerkük'teki soydaşlarımızı yalnız bırakmayacağız” söylemlerinin, Kuzey Kürdistanlı Kürdlere bir şey hatırlatması gerekir. Bir Türk devleti var, Türkiye dışındaki Türk topluluklarının Türk olmaktan doğan haklarını savunuyor. Bu doğal bir gelişmedir. Bu koşullar altında Güney Kürdistan’da bir Kürd devletinin oluşmasına karşı çıkmak, anti-Kürd politikaları izleyen Haşdi Şabi’nin, İran’ın, Irak’ın yanında yer almak elbette çok yanlıştır.

-Amerika'nın özelde Kerkük, genelde Irak'taki pozisyonunu nasıl tanımlarsınız?

ABD’nin 2003’te, Irak’a müdahalesiyle, Saddam Hüseyin rejimi yıkılmış, Baas Partisi, ordu, el Muhaberat dağıtılmış, kitle imha silahları yok edilmiştir. Başta Kürdleri tehdit eden bu kurumların etkinliği yok olunca Kürdlerin önü açılmıştır. Kürdistan Bölgesel Yönetimi böyle kurulmuştur. Bunun, Kürdistan için çok önemli bir gelişme olduğu açıktır. Bugünkü ABD yönetiminin Kürd hak ve özgürlüklerine daha yakın durduğu kanısındayım.

-Türkiye’nin Kerkük politikası ne yönde? Bölgeye ilişkin amaçlanan nedir?

Kürdistan, Kürdler, 1920’lerde, dönemin iki emperyal gücü Büyük Britanya ve Fransa ile Yakındoğu’nun, Ortadoğu’nun iki köklü devleti Osmanlı İmparatorluğu ve İran İmparatorluğu’nun ve bu iki imparatorluğun ardıllarının işbirliğiyle bölünmüş, parçalanmış, paylaşılmıştır. Kürdler, Kürdistan denildiği zaman bu durumun dikkatlerden uzak tutulmaması gerekir.

-2014'te IŞİD'in Musul saldırısında Irak hükümetine bağlı ordu savaşmayarak bölgeyi terk etmişti. Güvenliği Peşmerge ve PKK'nin sağladığı açıklanmış, Irak Merkezi yönetimine bağlı asayiş güçlerinin de bir daha Kerkük'e alınmayacağı vurgulanmıştı. Sizce bu yaşananlar Kürd yönetimine yeteri meşruiyeti sağlar mı?

Kürdistan Bölgesel Yönetimi çoktan meşrudur. Enfal’i, Kürd soykırımlarını, Süleymaniye Merkez Güvenlik Karargahı’nı, benzer cezaevlerini hiç unutmamak gerekir.

-Kerkük Valisi, Mart ayında devlet kurumlarına Irak bayrağıyla birlikte Kürdistan bayrağının da asılması talimatını verdi. Ardından Türkmenler ve Irak merkezi hükümeti tepkilerini dile getirdi. Kerkük'teki bayrak krizini nasıl yorumlarsınız?

Kerkük İl Meclisi’nde Kürdler 26, Türkmenler 9, Araplar 6 üye ile temsil edilmektedir. 41 üyeli Kerkük İl Meclisi’nde dağılım böyledir. Milli iradeden çok söz eden bugünkü Türk Devleti’nin, Türk hükümetinin oyların bu dağılımını dikkate alması gerekir.

Kerkük’te kamu binalarında Kürd Bayrağı’nın asılması doğaldır. Zaten Kürd Bayrağı 10 yıldır Kerkük’te de dalgalanmaktadır. Anti-Kürd politikalar izleyen, İran, Irak, Türkiye gibi devletlerin Kürd bayrağına karşı durmaları da anlaşılır bir durumdur. Önemli olan, belirleyici olan Kürdlerin, Kürd bayrağı gibi temel konularda birlikte hareket ediyor olmalarıdır. Kürd bayrağı olayını, Türk basını büyütmüştür. (Eren Güven / 1HaberVar)

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.